DAMGALANAN UYGUR TOPLUMU VE TOPLUMSAL TRAVMA

mehmet-emin-.-1

Mehmet Emin HAZRET

Uygur toplumu dini inancı, etnik varlığı ve kültürel bütünlüğüne yönelik sürekli ve şiddetli saldırlara  maruz kalmaktadırlar.Tehdit büyük,saldırılar çok boyutlu ve o derece de amansızdır. Bu durum ise, Onarılması imkansız toplumsal travmaya yol açmaktadır.
Uygurlar 20 yıldan beri sürekli olarak  Çin işgal  yönetimi tarafında “üç çeşit güç” (terörizm,etnik bölücülük, dini radikalizm) ile damgalanıp suçlanmaktadır.
Damgalanmak,damgalanan insanları toplumdan tamamen  soyutlar, aşağılık kompleks sendromuna maruz bırakır, kişiye kendine olan güveni kaybettirilir,ruhsal bunalıma sürükler,ani tepkilere ve öfke patlamasına yol açar.

Damgalamak İçin Önce İftira
Siz bir genç kıza komplo kurarsınız ve onu fahişelikle itham edersiniz. Sizin iftiranızı on kişi tekrarlar ve ardından mahalleye yayılırsa, İftiraya uğrayan kız her kesin kendine kötü göz ile baktığını hisseder ve bu tuhaf davranışların nedenlerini öğrenmiş olur. Ummadığı bir darbe ile sarsılan Kız bir kızgın boğaya döner. Ama iftiracılardan intikam almak için fiziki gücü çok yetersizdir. O kızın şerefini kurtarması için birkaç yol vardır; A) Gidip iftiracılarla savaşmak (buna gücü yetmiyorsa) B) mahalleye mektup bırakıp intihar etmek. (İntihara cesareti yoksa) C) Bu mahalle, hatta bu şehri terk edip uzaklara gitmek. Bu kahrolası şehirle ebedi vedalaşmak. İftiraya uğrayan kız ne yaparsa yapsın, depresyona girecek, ruhsal travma yaşayacak. Ömür boyu nefret ve intikam duygusu içinde yaşayacaktır. Çünkü damga onun kalbinde derin, iyileşmesi zor acı iz bırakmıştır. Hayatını zehir etmiştir.
26.Haziran 2009.tarihinde Çinin Guvangdong eyaletine bağlı Shao guan şherinde bir oyuncak fabrikasında çalışan 850 Uygur işçiye gece yarısı 5000 den fazla sopalı Çinli şehir eşkiyası saldırdı. Çok sayıda ölü ve yaralı var.Bir gün önce sosyal medyada oyuncak fabrikasında çalışan Uygurlar iki Çinli kıza tecavüz ettiği yazılmıştı ve milyonlarca Çinli tarafından paylaşılmıştı.Uygur işçiler bir hafta önce Doğu Türkistan’dan getirilip bu fabrikaya yerleştirilmişti.Yarısından fazlası kızlardı.Onlar neden saldırıya uğradığını bilmiyorlardı.Olaydan hemen sonra Çin medyası,hatta BBC Çince dahil,Uygur işçilerin dövülmesindeki neden “iki Çinli kıza tecavüz olayı”ndan kaynaklandığını yazdılar.Tüm Çini sarsan bu olaydan iki gün sonra Shao guan yerel mahkemesi “Uygur işçilere iftira atan, sosyal medyadan kasten dedikodu çıkartmak sureti ile etnik kargaşaya yol açan ve Daha önce bu oyuncak fabrikasından işten atılan Zhou x tutuklanarak ceza evine konuldu” açıklaması yapıldı. Uygurlar üzerinde yapılan hakaret içerikli iftira Çin,Tayvan,Hongkong,Singapur…da milyonlarca Çin dili gazete,TV,radyo ve sosyal medyada dünyaya dağılmışken,iftiracı Zhou Çin mahkemesince yakalandığı haber birkaç yerli basında yayınlandı.Böylece Uygurlar Çin ve diasporada yaşayan Çinliler tarafından “kötü toplum” olarak damgalandı.Fiziki ve manevi zarara uğrayan Uygur toplumunda öfke patlaması gerçekleşti. Sonuçta “5temmuz 2009. Urumçi olayı”nda ortaya çıkan etnik çatışmada her iki etnik gruptan binlerce insan ölmüştür.

Bir Etnik Toplumu Damgalamaktaki Amaç O Toplumu Yok Etmek İçindir

Bir etnik toplumu kasıtlı damgalama girişimi, o toplumun tarihine, bugününe iftira atılması, başka etnik toplumların o topluma şüpheli, ön yargılı yaklaşmasına neden olur. Damgalanan tolum üyelerinden her kes uzaklaşır,ondan kötülük geleceğini düşündüğünden o toplum üyesini gördüğü anda savunma refleksi oluşur.İkinci dünya savaşı sırasında Yahudiler damgalanmıştır.Nazi Almanya’nın propaganda mekanizması dünyada Yahudilerin “kötü toplum” olduğu algısını yaratmıştır.Hitlerin imha makinelerinden kurtulan Avrupalı yüz binlerce Yahudi gemilerle okyanuslara açılmıştır.Avrupa,Orta Doğu, Kuzey,güney Amerika kıyalarında sürüklenen Yahudi dolu gemilerin çoğu o ülke sahiline yaklaştırmamıştır.

Hitler Avrupa kıtasında ele geçirdiği Yahudi topluluğunu imha etmekle yetinmemiş, deniz-okyanuslara Alman savaş gemileri ve denizaltılarını göndererek Yahudi avına girişmiştir.Yahudileri taşıyan bir çok gemi çeşitli denizlerde batırılmıştır.Mesela; 12 aralık 1941’de  Romanya’dan 103ü çocuk toplam 790 Yahudi ve 10 mürettebat ile Filistin’e yola çıkan gemi Almanya’nın tehdidinden dolayı,İngiltere’nin gemiyi Filistin’e kabul etmemesi, Almanya’nın Türkiye’deki Büyükelçisinin “gemide salgın hastalığı vardır.kabul etmeyin” ihbarı ve baskısı ile Türkiye’nin gemiyi kendi sahillerinde uzaklaştırması ve gidecek yön bulamaması sonucu kara denizde çaresiz kalan Struma adındaki gemi 24 şubat 1942.tarihinde Rus Sc-2013 adındaki deniz altı tarafından batırılmıştır. Batırılan gemiden sadece David.Stoliar adlı 20 yaşındaki bir Yahudi genç Türk kayıkçılar tarafından kurtarılmıştır.
İkinci dünya savaşında Yahudi topluluğundan 6 milyon insanın öldürülmesi Hitlerin insanlığa karşı işlediği en büyük soykırım suçu olarak tescil edilmiştir. Ancak Almanya’dan uzak denizlerde, Amerika dahil hiçbir ülke kabul etmediği için denizlerde çaresiz bekleyen ve sonunda Alman savaş gemileri veya diğerlerince suya batırılan Yahudilerin ölümünden kim sorumlu? Yahudi topluluğunun acı çekmesine, ölümüne birçok medeni ülkelerin el uzatmaması, ilgisiz, sessiz kalması bugün o ülke kamuoyunun vicdanını rahatsız etmiyor mu?
Bugün aynı yöntemle, savunmasız ve çaresiz Uygur olan toplumunun “İslami terör” damgası ile damgalanmak sureti ile soykırıma tabı tutulması dünya kamuoyunun vicdanından teğet mi geçiyor? Tarlada namaz kılmakta olan, tarlaya su tutmakta olan Uygur erkekler, evinde mevlit okutan, dini sohbet eden Uygur kadınlar Çin polis, jandarmalarınca kurşun yağmuruna tutularak öldürülüyor. Devlet eli ile işlenmiş bu insanlık dışı cinayetler vuku bulan yer, zaman, öldürülen kişi adı soyadı, kanıtları ve şahitleri ile medyaya sunuyoruz. Ancak Türkiye’de bile bu gerçekleri yalana çıkarmak için çaba harcayanlar var. Güç suçu örtüyor.Suç aleti olan damgayı elinde tutanlar haklı imiş gibi gösterilmeye çalışılıyor.
17 ağustos 2015.tarihi gece Tayland’ın başkenti Bankong’ta meydana gelen bombalı terör eyleminde 20 kişi öldü, yüzlercesi yaralandı. 21 Ağustos sabah Tayland yetkilileri olayla ilgili basın toplantısı yaparken, Çin asıllı gazeteciler “ olay,30 haziran 2015 . tarihinde Çine iade edilen 109 Uygurun intikamı için olabilir mi? “ diye sordu.Yetkili “sanmıyorum” diye cevapladı.Olaydan bir hafta sonra olayla ilgili önce Çin medyasında,sonra dünya medyasında Türk pasaportlu bir Uygurun yakalandığı,iki hafta sonra terör eylemini gerçekleştiren Çin pasaportlu bir Uygurun Tayland,Kambodja sınırında yakalandığı açıklandı.Bu Çin tarafından gerçekleştirilen bir komplo olduğu kesindir. Eğer uluslar arası bir bağımsız araştırma komitesi tarafından bu terör olayı araştırılmış olsaydı, olayda Çinin eli olduğu kesin ortaya çıkacaktı. Olayın içinde Uygurların olması önemli değildir. Önemli olan olayı kimin organize ettiğidir.

Çin, Uygurları uluslar arası teröre ne kadar fazla bulaştırabilirse, o kadar çok Uygur’u Doğu Türkistan’da rahatlıkla katledebiliyor ve bunu dünya kamuoyuna “terörizme karşı savaş” olarak yutturabiliyor. Çünkü, bugünkü küresel şartlarda “terör”le damgalanmış Uygurların kitlesel imhası ile dünyanın fazla ilgilenmeyeceğini Çin çok iyi biliyor.
Bir Etnik Toplumu Damgalamaktaki Amaç O Toplumu Yok Etmek İçindir. Uygur toplumu karşı karşıya bulunduğu kitlesel soykırım girişimine karşı, barı Ana Dolu insani uyutulmamalı.

Nazi Faşizmi, 21.Yüz Yılda Çin’de Hortluyor
İkinci dünya savaşı öncesi Nazi Almanya tarafından Avrupa’da başlanan Yahudi toplumunu “ kötü toplum” olarak damgalama girişimi 21.yüz yılda Kızıl faşist Çin tarafından aynen tekrarlanmaktadır. Uygur toplumu “kötü toplum” olarak damgalanmakta ve bu gerekçeyle dünyanın gözü önünde imha edilmektedir. İkinci dünya savaşında Hitleri kızdırmamak için, Yahudi toplumunun kolektif imhasına ilgisiz, sessiz kalan medeni dünya, bugün Çin ile olan ticari çıkar ve kirli ilişkiler uğruna Uygur toplumunun acı çekmesine, toplu imha edilmesine seyirci kalmaktadır.
İkinci dünya savaşı yıllarında Yahudiler uzak deniz sahillerinde, tamamen kurtarılma imkanı varken kurtarılmadan, denize batırılmasına seyirci kalındığı gibi, bugün Orta Asya, Güney Asya ülkelerine kaçıp kurtulan Uygurları Çine iade etmektedir. Sadece hürriyet isteyip vatanlarından kaçmak zorunda kalan bu Uygur mülteciler, tekrar Çinin eline düşüyorlar. Onlar Çin’de idama, fiziki işkencelere, ağır hapis cezalarına maruz kalmaktadırlar.
9 Temmuz 2015.tarihinde Tayland tarafından Çine iade edilen 109 nefer mülteci Uygur, Çin polislerince tartaklanarak uçaktan indirilirken Çin TV lerinde aralarında kadın ve çocukların bulunduğu bu masum Uygurlar “terör elemanları” olarak damgalanmak sureti ile Çin toplumuna takdim edilmiştir.
13 Temmuz günü Çinin Mançurya bölgesindeki Şinyang şehrinde ticaret ile ekmeğini kazanmaya çalışan Uygur ailelere yapılan baskında 3 Uygur evinde infaz edilerek öldürüldü.28 yaşındaki ev hanımı Amangül yaralı halde eli kelepçelenip 3 çocuğu ile ceza evine götürüldü. Çin medyası aynı gün Şinyang şehrinde Uygurlar kiralayıp oturan 16 adrese yapılan baskında 16 Uygur’un yakalanıp savcılığa teslim edildiği bildirildi.
24 Temmuz 2015 Cuma günü Şanghay’in 200 km.güneyinideki Jhejiang Eyaletinin uluslar arası ticaret ve endüstri merkezi olan Wenzhou kenti’nde 2 Uygur Çin polislerince vurularak öldürdü.
4 Ağustos 2015 tarihinde Çin’ in Şanşi eyaletine bağlı Jingbian İlçesi emniyet müdürlüğü “Uygur gördüğün anda ihbar et” başlıklı bir genelge yayınlayarak Nazi Almanya’nın yeni ve açık Uygulamasını Çin’de başlatmış oldu.
28 Temmuz 2014.tarihinde Doğu Türkistan’ın Yarkent ilçesi İlişku kentinde üç günlük Ramazan bayramında 3 binden fazla Uygur Türkünün katledilmesine seyirci kalan dünya, bugün Çin ve dünyada Uygur avına çıkan Çin jandarma, polislerinin insanlık dışı katliamlarına seyirci kalmaktadır.
Nazi Almanya’da “Yahudi” kelimesi suçu tanımlama ve kanıtlamaya yeterli delil sayıldığı gibi, bugün Doğu Türkistan’da “Uygur” kelimesi sorgusuz infaz edilmeye yeterli kanıt olarak görülmektedir.

Uygurlar Toplumsal Travma ve Depresyon İçindedir
Uygur halkı hiçbir tarihi döneminde yaşamadığı toplumsal travma yaşamaktadır. Toplu katliamdan sağ kurtulanlar, katliamlara şahit olanlar, zarar görenler, tehdit altında olanlar,ceza evi ve tutuklu evinde fiziki işkence görenler,”suçlu” ilan edilip öldürülenlerin zarar gören aile-akraba,dostları …. depresyon, stres, panik atak, mizaç bozukluğu ,kişilik bozukluğu, toplumdan kaçış,öfke patlaması,intihar saldırısına teşebbus…gibi ruhsal bunalımlar içine sürüklenmektedir.
Son 10 yıl içinde Çin Devlet medyasının propagandası sonucu Uygurlar, Çin toplumunca “terörist, uyuşturucu bağımlısı, yan kesici, dolandırıcı, tembel, kavgacı, tüm kötülüğün kaynağı bir etnik grup” olarak damgalanması sağlanmıştır. Çin ulusunda oluşan nefret dolu ön yargı sayesinde, Çin’in iç bölgelerinde Uygur gençler,çocuklar sokaklarda Çinlilerce linç edildiği görüntüleri yine Çinli vicdan sahipleri youtube’de yayınlamaktadırlar. İş gereği Çinin iç kesimine giden Uygurlar, fakat Çin devletinden değil, Çin toplumundan da zarar görmeye başlamıştır. Doğu Türkistan içinde Çin polis ve Jandarması için,kıpırdayan veya yerinde duran bir Uygur’u vurmak,ağaç dalındaki bir kuşu vurmak kadar basit ve eğlenceli bir iş haline gelmiştir.Üstelik Uygur vuran Çinliye yüklü miktarda para ödülü verilmektedir.
Doğu Türkistan’da gençler bunalımda, anne-babalar stres içinde, çocuklar panik atakta, kocası yakalanan veya tehdit altında olan hamile kadın depresyonda, karnındaki bebekte depresyonda…Uygur toplumu yoğun ve tehlikeli sağlık sorunu ile karşı karşıya kalmaktadır. Bir çok Uygur ferdi kendilerinin ruh sağlık probleminin ne kadar tehlikeli boyutlarda olduğunun farkında değildir. Damgalanan Uygurların toplumsal bunalım içinde bulunması, en çok yine bu toplumun kendine zarar vermektedir.

Çin, Uygurlar üzerinde kitlesel soykırım yapmak için ısınma turunda dır. Önce damgalamak, sonra imha etmek Çinin Uygurlara yönelik geliştirdiği stratejik yöntemdir.

Doğu Türkistan’a gerçek bağımsız gazeteci sokulmamaktadır. İçerden sosyal medya aracılığı ile dışarı haber, bilgi sızdıran Uygurlar en az 10 senelik hapis cezasına çarptırılmaktadır. Bölgenin gerçek durumu dünyadan gizlenmektedir. Afrika’daki bir aslan, Çin’deki bir panda’nın hayatı söz konusu olduğunda ayağa kalkan dünya medyası,Uygur toplumunun hayatı bu denli tehlikede iken pek fazla ilgilenmemektedir veya ses çıkarmamaktadır.

Dünyada Müslüman öldürmenin moda haline geldiğini düşünen Çin, uluslar arası şartların Uygurlar üzerinde kitlesel soykırım yapmak için bulunmaz fırsat olarak görmektedir. Uygur halkı kendini korumaya aciz ise de, var gücü ile korunma çabası içindedir. Dünya ülkelerinden fazla bir beklentimiz de yoktur. Fakat biz, Dünya Sağlık Örgütü, Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütünden ciddi ve acil olarak şu talepte bulunuyoruz; Bir yolunu bulup Doğu Türkistan’a bir ve birkaç grup psikolog, psikiyatrist doktor göndersinler. Günümüzde damgalanan Uygur toplumunun toplumsal depresyon ve bunalımdan kurtarılması için yardımcı olmak en acil insani vazifedir.

Dünya kamuoyu 20.yüz yılda Avrupa’da gerçekleşen Yahudi soykırım’ının 21.yüz yılda Doğu Türkistan’da gerçekleşmemesi için dikkatini bölgeye aktarması tarihi önem arz edecektir.

Advertisements

About The Eastturkestan Government in Exile
The Official Website of Eastturkestan Government in Exile

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: