Uyghur Ejdadliri Tarixta Yaratqan Yette Keshpiyat We Uning Ilmiy Asasliri

uyghur-tarixidiki-huner-texnika-qurban-weli.png

Musteqil tetqiqatchi qurban weli yéqinda tamamlighan «uyghur tarixidiki hüner-Téxnika: yette keshpiyat» namliq ilmiy emgek (2014-Yil, washinggton)

RFA/Qutlan

Uyghur ejdadlirining uzaq tarix jeryanida bayqighan we keship qilghan ixtiralirining insaniyet medeniyet tarixigha öchmes töhpilerni qoshqanliqi hemmige ayan.

Arxéolog we qedimki yéziqlar tetqiqatchisi qurban weli ependi özining yéqinda tamamlighan «uyghur tarixidiki hüner – Téxnika: yette keshpiyat» namliq ilmiy emgikide bu heqte sistémiliq melumat berdi.

U ziyaritimiz jeryanida uyghur ejdadliri öz tarixida yaratqan köpligen hüner – Téxnikiliri we ixtiraliri ichidin wekillik xaraktérige ige 7 keshpiyat heqqide toxtilip ötti. Bular metbe, qeghez, gilem, kön, kariz, iger we top (zembirek) qatarliqlar bolup, ular insaniyet medeniyet tarixida intayin muhim orun tutup kelgen.

Qurban weli ependi uyghur ejdadliri yaratqan yette keshpiyatning birinchisi süpitide metbe téxnikisini tilgha aldi we uning uyghur medeniyet tarixidiki alahide orni toghriliq pikir bayan qildi.

Melumki, qeghezning keship qilinishi insaniyet medeniyet tarixidiki dewr bölgüch ehmiyetke ige weqe. Xitaylar uzaqtin buyan qeghezni öz tarixidiki 4 chong keshpiyatining biri dep dawrang sélip kelgen bolsimu, emma qurban weli ependi uyghur ejdadliri turpan we lopnorda kendir gholidin yasighan qeghezning xitaydiki seylun ijat qilghan qeghezning yil dewridin az dégende 100 yil burunluqini eskertidu. Shuning bilen bir waqitta yene u, uyghur ejdadliri yaratqan qedimki ulugh keshpiyatlar ichide kariz téxnikisining dunyada az körilidighan medeniyet hadisisi ikenlikini tekitleydu.

Tetqiqatchi qurban weli budapéshtta échilghan hon qurultiyida
Tetqiqatchi qurban weli budapéshtta échilghan hon qurultiyida

Qurban weli ependi yéqinda tamamlighan «uyghur tarixidiki hüner – Téxnika» namliq ilmiy emgikide gilemning uyghur ejdatliri teripidin tarixta eng burun toqup chiqilghan yéngiliq ikenlikini ilgiri süridu.

Arxéologiyelik tépilmilar we tarixiy xatiriler kön – Xirum téxnikisi bilen igerning yasilishini merkiziy asiya xelqlirining ijadiyiti dep testiqlaydu. Qurban weli ependimu öz tetqiqatida ilmiy pakitlar arqiliq kön – Xirum téxnikisi bilen igerning yasilishining uyghur ejdadlirining ijadiyitige mensupliqini tilgha alidu.

U axirida top, yeni qedimki zembirekning keship qilinishi we jenglerde ishlitilishide uyghur ejdadliriningmu mueyyen ölüshining barliqini, tarixta mongghullarning yawropagha qilghan yürüshide uyghur zembireklirining muhim rol oynighanliqini alahide tekitleydu.(Qutlan)
2015-01-27

Tepsilatini awaz ulinishtin anglighaysiz.

Turghunjan Alawudun: Aherqi Türkistandiki Qarshiliq Heriketliri Tinchliqni Eslige Keltürüsh Herikitidur

Muxbirimiz shöhret hoshur
2016-05-26
Turghunjan-alawudun-rfa.jpg

Dunya uyghur qurultiyi diniy ishlar komitéti mudiri turghunjan alawudun erkin asiya radiyosini ziyaret qildi we muxbirimizning ziyaritini qobul qildi. 2016-Yili 26-May, washington.

RFA

Dunya uyghur qurultiyi diniy ishlar komitéti mudiri turghunjan alawudun bügün muxbirimizning ziyaritini qobul qilip, uyghur rayonida dawam qiliwatqan xitayning atalmish diniy esebiylikke qarshi heriket dolquni heqqide pikir bayan qildi.

Yéqinqi yillardin béri uyghur rayonida yüz bergen qarshiliq heriketlirining köpinchisining térrorluq bilen héchqandaq alaqisi yoqluqni tekitligen turghunjan alawudun ependi, bu heriketlerning mahiyette uyghur rayonidiki xitay ishghaliyiti bilen teng buzulghan tinchliqini eslige keltürüsh herikiti ikenlikini eskertti.

Yuqiridiki ulinishtin muxbirimiz shöhret hoshurning dunya uyghur qurultiyi diniy ishlar komitéti mudiri turghunjan alawudun bilen ötküzgen söhbitini anglaysiler.

URUMÇİ’DEN GERİ ÇEVRİLEN TOSUN : ÇİN,TÜRK KAFİLESİNE TERÖRİSTLER GİBİ DAVRANDI

Türk dünyasına yönelik ilmi ve fikri çalışmaları ile tanınan  ve Ülkemizin en köklü Sivil Toplum kuruluşlarından Türk Ocaklarının İpek Yoluna Yolculuk adı ile organize ettiği Doğu Türkistan gezisine katılan Türk Turist kafilesi   21 Mayıs 2016 Cuma günü ülkeye girişleri engellenerek Türkiye’ye geri yollanmıştı. Bu gezi’nin organizatörlerinden  Sayın Kadir Tosun Özgür Asya radyosu  Muhabiri Erkin Tarım’a geziyi ve  Urumçi hava alanında  yaşadıkları ile  Çinlilerin kendilerine  yaptıkları baskı ve zulmü anlattı. Kadir  Tosun “ Çin Polisi, Türk kafilesine terörist muamelesi yaptı ve Teröristler gibi davrandı.” açıklamasında bulundu. 

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi(UYHAM)

Çin,Türk Kafilesini Kendilerinin  Uygurlara yaptığı Zulmü Görmemizi engellemek için Ülke’ye Almadı
Biz Çin ile 2014 yılında yapılan karşılıklı seyahat anlaşmasına göre 10 ay önce Doğu Türkistan’a kafile halinde bir turistik gezi düzenlemeye karar verdik.Toplam 46 kişi müracaat etti.Daha sonra 23 kişi Çin’in Doğu Türkistan’daki baskı,zulüm,asimilasyon ve soykırım uygulamalarından çekinerek daha sonra vaz geçti. Kalan 23 kişi’nin  8’i normal pasaportuna Çin Konsolusluğu vize vermedi.Kalan 15 kişi vizeden muaf olan yeşil Pasaport sahibi olduğu için vize sorunu yoktu.21 Mayıs Cumartesi İstanbul’da Çin Hava yolları uçağı ile Urumçi’ye doğru yola çıktık ve Doğu Türkistan’a salimen vardık. Urumçi hava alanında Pasaport kontrol noktasına geldiğimizde Çin polisi pasaportlarımıza el koydu ve bizi bir odaya hapsetti.İçimizde Bakanlıklarda yüksek dereceli devlet Memuru arkadaşlarımız olmasına rağmen, Çinliler bize çok kaba ve insanı olmayan şekildeve  teröristler gibi muamelede bulundular .Yaklaşık 2 saat sonra bizi ülke’ye alamayacaklarını ve Bişkek Uçağı ile ülkeden göndereceklerini bildirdiler.Biz Bişkek’e gimeyi  kabul etmedik.Derhal pekin Büyükelçiliğimize telefon ederek durumu bildirdik.Ancak,Cumartesi resmi tatil olduğu için Çin Dış işlerinde kendilerine muhatap yetkili bulamadıklarını söylediler.Büyükelçiliğimizir girişleri sonuçsuz kaldı.Çin’in bizi ülkeye alamamasının gerçek nedeni bizlerin DOğu Türkistan’daki Çin baskı,zulüm ,assimilasyon ve soykırım uygulamalarını  bizzat görmemezi engellemek ve gördüklerimizi Türkiye ve uluslararası topluma anlatmamızdan çekinerek korktular .


Rehberimizi tanıyan bir Uygur genci onu görmek  için Hava alanına geldi. Ancak, Çin polisi onun kimliğine el koyarak götürdü. Daha sonra onu  serbest bıraktıklarını kapı’ya gelerek bize el sallayarak veda etmesinden anladık.
Türkiye’deki  Turizm Acentası adına Urumçi’de bizlere rehber olarak giden Mehmet Aydın’ın Urumçi’de yaşayan ve daha önceden tanıştığı bir Uygur genci kendisini karşıılamak için yanımııza gelmek isterken Çin polisi kendisini yakaladı.Çinli komutan yanına bir polisi alarak onun   kimliğine el koyarak sıkıştırarak götürdüklerine bizzat şahit olduk.Onun akibetinden ciddi şekilde endişe  ettik ve çok de üzüldük. Ancak,bir süre sonra tekrar kapı’ya gelerek bize el sallayarak veda etmesinden serbest bırakıldığını anladık. Urumçi hava alanında kaldığımız ve dışarıya çıkmamıza izin verilmeden tutulduğumuz 10 saat içinde sadece hava alanında şahit olduğumuz bu  hadise  bile  Doğu Türkistan Türklerine Çin baskı,zulüm ve işkencelerinin boyutları hakkında açık ip uçları veriyordu.  Bu durumdan son derece etkilendik ve çok de üzüldük. Allah Taala’a  Uygur Türkü Kardeşlerimizin  esaretten ve zulümden bir an önce kurtarması  için dua ettik.

Türk Kafilesi Urumçi
” Türk Ocakları Derneği Üyesisiniz.” diyerek  Bizi  Ülkeye Alamayacaklarını Söylediler.
Çinliler,bize Açıkça Sizler Türk Ocakları Üyesisiniz.Bu nedenle sizi Ülkeye alamayız.dediler.Halbuki içimizde sadece bir; Osman Oktay arkadaşımız Türk Ocakları üyesi idi.Ayrıca,Türkiye’deki bir Derneğe üye olmak nomalde Çinlileri alakadar etmemesi gerekir.Ama Çin hak hukuk ve kanun tanımadığı için bu haksızlığı ve zulmü bize yaptı. Bu suçlama bile Çin’in insan hakları ve hukuk’a ne kadar yabancı olduğunu göstermeye yeter ve artar bile. diye düşünüyorum.

Çinlilerin Bize Davranışları  Saatler İlerledikçe Kaba Ve  Sertleşiyor.
Daha sonra bizi hapsettikleri odadan çıkardılar ve hepimizi bir yere topladılar. Her kişinin başına bir Polisi nöbetçi olarak diktiler.Tuvalete giderken bile Polisler nezaretinde gittik ve tuvalet kapısında nöbet tuttular.Bize adeta Terörist muamelesi yaptılar.Halbuki Çin’in bize yaptığı bir devletin yapacağı bir davranış değildi. Bize yapılanlar düşmanca ve hak ve hukuk tanımaz teröristlerin yaptığı ile aynı idi. 10 saat Urumçi Hava alanında Çin işkencesinin envai çeşidine şahit olduk. Çinlilerin bize yaptıkları Uygur Türkü Kardeylerimize yapılan Çin zulmünün boyutu hakkında sanırım bir fikir verir. Turist ve misafir olarak geldiğimiz bu ata topraklarında işgalcı Çinliler  bize bunu yaparsa Uygur Kardeşlerimize neler yapmazlar ki ? Allah onlara yardım etsin. Ertesi gün Alma-Ata uçağı’nna binerken bütün eşyalarımızı tekrar aradılar.Ayrıca bizi de mahrem yerlerimize kadar aramaya tabi tuttular.
Çinliler Türk-Çin dostluğuna  ve karşılıkılı anlaşmalara uymadılar ve bu anlaşmaları Urumçi Hava alanında bozduklarına şahit olduk. İmzalarını çiğnediler ve T.C.Cumhuriyeti devletimize Saygı Göstermediler ve Bizi Urumçi’den Kovdular.

Stratejik Ortaklık ve Türk-Çin Dostluğu Sadece Parlak Bir Slogan’dan İbaret

Çin her vesile ile Türk-Çin dostluğu ve stratejik işbirliği-İpek yolunun yeniden canlandırılması ipek yolu rüyası vebenzeri parlak sologanları öne sürerler.Ancak.Çin bize yaptığı bu insanlık dışı zulüm,Teröristlere has davranışları ile bu slogan ve resmi söylemlerin sadece parlak bir slogan’in arkasına giizlenmiş bir yalanve anlaşmaların ise,  sadece kağıt üzerinde kaldığını  gerçekte ise, dostluk ve iyi ilişkilerin hiç olmadığını  böylece göstermiş oldular.Çin iki ülke arasında anlaşmalardan doğan haklarımıze çiğnedi .Vize muafiyeti anlaşmasına riayet etmedi.Böylece  yalanların arkasına gizlenen gerçek yüzünü Urumçi’de göstermiş oldular.

URUMÇİ’DEN GERİ ÇEVRİLEN TOSUN : ÇİN,TÜRK KAFİLESİNE TERÖRİSTLER GİBİ DAVRANDI

URUMÇİ HAVA ALANI’NDA ONURU ÇİĞNENEN SADECE 15 TÜRK VATANDAŞI DEĞİLDİR

mehmet-emin-.-1-217x300

 

Mehmet Emin HAZRET

Ata yurdumuz, Doğu Türkistan’a turistik seyahat amacı ile 21 Mayıs 2016 tarihinde Çin hava yolları uçağı ile Urumçi’ye inen 15 Türk vatandaşının  pasaportuna el konularak 10 saat polis gözetiminde  tutulduktan sonra, Kazakistan uçağı ile Almataya  sınır dışı ettiğini basından öğrenmiş bulunuyorum. Olay  çok üzücü. Washington merkezli “ Hür Asya” radyosu Uygurca yayından turist kafilesi içindeki Kadir tosunun sesinden,Türk turistlere Çin polislerince “ terörist” muamelesi yapıldığını,tuvalette bile başında jandarma bulunduğu, kontrol edilirken mehrem yerlerine kadar arama yaptığını anlatıyor. Hatta, onları karşılamaya gelen Uygur rehber genci bile Çin polisleri tartaklayarak  tutuklayıp götürdüğünü görmüşler.

Çin’in  Türk turistleri ülkeye sokmama gerekçesi, onların “Türk Ocakları” üyesi olmaları imiş. Kadir Tosunun aktardıklarına göre aralarında tek bir kişi Türk ocakları üyesi imiş. 15  kişinin hepsi yeşil pasportlu, devletin çeşitli kademelerinde çalışan veya emekli   devlet üst düzey devlet memuru olan saygın Anadolu insanlarıdır. Sadece  atalırın yurduna olan merakları  ve Doğu Türkistanlı Kardeşlerine olan sevgilerinden  dolayı Uygur kardeşlerini ve onların yaşadığı toprakları görmek istemişler.

Yeşil pasaportun vizesiz olması konusunda Türkiye- Çin arasında anlaşma bulunmaktadır. Yeşil pasaportlu Çin vatandaşlarının Türkiye’ye vizesiz girebildikleri  gibi, yeşil pasaportlu Türk vatandaşlarının da Çin’e vizeden muaf olarak   girebileceğini zanneden  kural bilir ve ahlak sahibi Anadolu insanları, Çin’in ahlak ve kural tanımaz yüzünü Urumçi hava alanında açık ve net olarak görmüşlerdir.

Çin komünist parti 67 senedir Çin’i ve işgalı altıında tuttuğu Doğu Türkistan,Tibet ve Güney Moğolistan başta diğer sömürdüğü ülkeleri hak-hukuk ve adalete, yasalara  göre değil, ÇKP.’nin gücüne dayanarak yönetmektedir. İşgalcı Çin, Doğu Türkistan Türklerine karşı hiçbir zaman iyi niyet beslememiştir. Çin yönetiminin, Uygur topraklarını Uygur toplumundan kıskanması gibi  müzmin ve genetik  hastalığı  gün geçtikçe bastırılamayacak derecede etnik nefret, Han şövenizmi temelli etnik öfkeye dönüşmüştür. Türk turistlere bu nefret, öfkenin sadece hafif bir rüzgarı  olarak yansıtılmıştır.

İnsan onuru her şeyden önce gelir. İnsan onuru saygıdan beslenir. Aşağılanmış insan, onuru zedelenmiş insandır. Urumçi Hava alanında  sadece 15  Türk turistin onuru aşağılanmamış, Türkiye Cumhuriyeti devletinin onuru de zedelenmiştir. Ve Çin bun aşağılık  tavrı sergilerken, bunun bilerek ve bilinçli olarak  yapmıştır.  Türk turist kafilesi mensuplarına reva görülen bu olay bile Doğu Türkistan Türklerinin onurunun  67 seneden beri  Pekin’in Cung nanhaey sarayının karanlık odalarında  oturan ÇKP.’nin mültimilyarder Kodaman-Diktatörleri   tarafından  çiğnendiğini ve ayaklar altına alınarak nasıl  aşağılanmakta olduğununa  küçük bir örnektir.

Ben  Lisans üstü eğitimimi Çinin başkenti Pekin’de yapmış bir insanım. Urumçi’deki çalışma imkanım ve aile hayatım iyi konumda idi. Ancak, aziz halkımın Çinlilerin gözünde insan olarak görülmediğinin farkındaydım. Hatta Urumçi’deki  Uygur Türklerinin kanından  beslenmeye alışmış Çin  işgal ve sömürü yönetimi, Uygur toplumunu “iki ayaklı, ancak, konuşabilen hayvan sürüsü” olarak görüyordu ve ona göre davranıyorlardı.  Bir avuç Uygur “eliti”ni iyi besleyerek yanında tutarak onları  Uygur Türklerini ezmek ve aşağılamak için maşa olarak kullanıyorlardı. Bütün  aklı fikri,zihni ve derdi günlük geçim ve hayatta kalabilme  mücadelesi  çemberi için sokulan Uygur toplumunun mutlak çoğunluğu kendilerinin, Çinlilerin gözündeki yerini ve karanlık geleceğini anlayabilecek olgunlukta değildi. “Uygur elitleri” olarak sayılan bu maşalar,baskı,zulüm ve sömürü aracı olarak seçilme şansından memnundu. Kuzu’yu, kurdun saldırısından korumak koyunun elinde  olmadığı  gibi, mazlum, çaresiz ve aciz öz halkımı güçlü düşmandan koruyabilmem imkansızdı. Ben halkımın  onurunu korumaya çalışan bir ferdi, bir vicdan sahibi, bir şair- yazarı  olarak,Uygur toplumunun  çekmekte olan acıları dış dünyaya anlatmak amacı ile 1989 da  kökünden koparılmış fidan gibi eşim ve yavrularımı alıp Türkiye’ye sığındım. 28 Senedir  elimden geldiği kadar, İşgalcı Çin’in bu dünya’da cehenneme çevirdiği güzelim yurdum  Doğu Türkistan’ı  ve  Çin’in bu cehenneminde yanarak  kavrulmakta olan sevgili halkımın dadu- feryatlarını duyurmaya çalışıyorum.

Türkiye’ deki bazı  muhafazakar ve  Milliyetçi aydın  dostlarımız Çin’in Doğu Türkistan’da yaptıklarını anlattığımızda bize   anlattıklarımızın mübalağalı olduğunu söyleyerek bize  şüphe ile bakıyorlar .İyi niyetli bazı dostlarımız  bize hep şöyle tavsiyelerde bulunuyorlar ; “ Çin çok büyük ve çok güçlü ülke. Bugünkü esaret durumundan kurtulmanız mümkün gözükmüyor. Çinlilerle anlaşarak haklarınızı ve kendi milli değerlerinizi koruyarak, onlarla beraber yaşamanız daha akılcıdır.”

Ben de bu değerli dostlarıma verdiğim   cevabı siz değerli okuyucularım  ile paylaşmak istiyorum ;  Çinliler ile beraber yaşamak istemeyen aslında biz değiliz. Pekin’in bir gizli ajandası vardır. Doğu Türkistan topraklarında yaşayan Türkleri ve hatta onlara ait  bütün canlı cansız  tüm varlıkları ; insanları,onların yaşadıkları evlerini,tarihi camilerini,şehir ve köylerini ve onların adlarını  dikili ağaçlarını,dağlarını taşlarını ve  Türkleri hatırlatacak  ne varsa canlı cansız her şeylerini  tamamen dönüştürerek,adlarını değiştirerek,yakarak,yıkarak ve toptan imha ve soykırım yaparak  yok etmek sureti ile bu toprakların yer üstü ve yer altı kaynaklarını ebediyen sahiplenmek. Bu topraklarda sadece etnik Çinlilerin sorunsuzca  yaşayacakları   bir yaşam alanı  yanı ÇİN VATANI yaratmak istemektedir. ÇKP.yönetimindeki Çin devleti, bu nihai planını  gerçekleştirmek isterken, başta sözde Çin Halk Kurtuluş Ordusu(!)’nun  bebek,çocuk.kadın  ve masum sivilleri acımasızca katletmekten çekinmeyen  “kahraman” Cenkçileri(!)  başta bütün devlet gücü ve imkanlarını bu yönde kullanmaktadır. Bu projesini   değiştirmeden, şaşırmadan, azimle ve   binbir türlü  Nazi usulü  Çin faşizmi disiplini ve yöntemi  içinde gerçekleştirmeyi sürdürmektedir.

Bizler ; Müslüman  Uygur Türkleri  olarak ;  ÇKP.nin hak – hukuk tanımaz kibirli faşist ruhlu yönetimine ” Siz  Çinliler ile beraber yaşamak istiyoruz.Lütfen bu isteğimizi kabul ediniz.”  diye yalvarsak bile, Çinliler  bu  talebimizi kesinkes  ret edecekler ve etmektedirler de. Bu topraklarda sadece kendileri; Yanı etnik han Çinililerinin ancak, yaşaması gerektiğine çoktan karar vermişlerdir. Bu ve benzer hakikattan yoksun bu fikrin savunucuları ; Ayakta uyuyan Doğu Türkistanlı  kardeşlerimiz ve   bu derin uykunun mahmurluğu ve sahte huzuru  sayesinde  bu bilgisiz ve cahilce  yanılgı içinde olan   Türkiye’li  Soydaşlarımız  bu son  hadiseden sonra tekrar bir kez daha  düşünmelidirler.

Türk Kardeşlerimiz, Çinlilerin  uzun vadeli hedeflerini gerçekleştirmek için    kullandığı “ Kurbağa Pişirme” yöntemine  özellikle dikkat etmelidirler.

Bugün Doğu Türkistanda 200 binden fazla Uygur siyasi tutuklu ceza evlerinde işkence görmekte  ve ölümlerini beklemektedirler. Onların içinde Urumçi 2.nolu ceza evinde  Uygurların vicdanı Uygur bilim insanı Doç. Dr. İlham Tohti de bulunmaktadır.  Pekin Merkezi Milletler Üniversitesi öğretim görevlisi olan Doç.Dr. İlham Tohti 20  yıl süre ile Doğu Türkistan’da  Çin anayasası ve Çin’in s  Bölgesel Özerklik  yasasının uygulanması için mücadele etmiştir. Ancak,ÇKP.yönetimi  Dr.Tohti’nin bu tamamen yasalar içinde kalarak verdiği barışçıl talep ve isteklerine  hiç bir tepki vermemiş ve  sürekli olarak   Uygurların bu cesur sesine   kulaklarını  tıkamıştır.

Bunun sonucunda Dr.Tohtı  ÇKP.Diktatörlerine;  “ Anayasa,bir  devletin namusudur. Kendi anayasasını çiğneyen devlet, kendi kızının ırzına geçen babadan farksızdır.” Diye haykırmıştır.  Bu tarihi çıkışa karşı çıldıran  ÇKP.diktatörleri ,  onun üzerine asker ve polislerini salarak   onu Pekin’deki evinin içinde eşi ve küçük yavrularının korkulu ve dehşet bakışları arasında 70 yaşındaki Annesi Nasiphan Ana ile birlikte,insanlık dışı  davranarak,tartaklayarak,yere yatırarak ellerini arkadan kelepçeleyerek 15 Ocak 2014’te tutuklamıştır. Daha sonra hukuksuz ve ÇKP.emrindeki sözde Çin Mahkemesinde 23 Eylul 2014’te Urumçi’de yargılayarak  ömür boyu hapis cezasına çarptırmıştır.    İşgalcı Çin yönetiminin insanı haklarını  ve  anayasal  hukuklarını  arayanlara reva gördüğü ceza  işte budur.

Uygur Kardeşlerimize manevi olarak destek vermek için büyük fedakarlıklara katlanarak Doğu Türkistan’a giden ve Urumçi hava alanında  Çinlilerin  kabalık, baskı ve işkencelerine maruz kalan ,  onurları  çiğnenen Türk kardeşlerime teşekkür ediyor ve geçmiş olsun dileklerimi  sunuyorum.

Doğu Türkistan’da özellikle başkent Urumçi’de PKK.lıların kök salmasını sağlayan , iş adamı ve tüccar görünümlü bu bozguncuları maddi olarak besleyen,destekleyen ve koruyan  ve  Doğu Türkistan topraklarında  ticari ağ kurmasına gönüllü olan  İşgalcı  Çin asker ve polisinin, Türk turist Kafilesine   kaba, gaddar ,   kin ve nefret dolu davranması, diplomatik kural ve nezakete tamamen aykırı bir şekilde     sınır dışı etmesi gerçekten üzücüdür ve onur kırıcıdır.

İnancımıza göre , her  işte bir hayır vardır. Bu  olayın, Anadolu’muzun yüreği şefkat ve merhamet dolu Ensar ruhlu  insanlarının, Uygur  Türkü kardeşlerinin acılarını  bir kez daha yakından görmelerine ve hissetmelerine  yardımcı  olmuştur,  diye düşünüyorum.

 

URUMÇİ HAVA ALANI’NDA ONURU ÇİĞNENEN SADECE 15 TÜRK VATANDAŞI DEĞİLDİR

 

 

UNPO Announces European Parliament Conference: Does China Want Real Ethnic Harmony? Professor Ilham Tohti in Perspective

The Unrepresented Nations and Peoples Organisation (UNPO), in coordination with the Ilham Tohti Initiative and the Society for Threatened Peoples, will be convening a conference entitled “Does China Want Real Ethnic Harmony? Professor Ilham Tohti in Perspective” at the European Parliament in Brussels. Hosted by Mr Ilhan Kyuchyuk MEP (ALDE), the event will draw attention to the imprisonment of Professor Ilham Tohti, as well as to the ever-increasing suppressive policies of the Chinese Government towards the Uyghur people. 

European Parliament | Brussels, Belgium

25 May 2016 | 15:30 – 17:30 | Room A5G-1

 

A renown Uyghur economist, writer and professor, Ilham Tohti has worked peacefully to build bridges between ethnic communities in accordance with Chinese laws, focusing his research and advocacy on improving relations between Uyghurs and Han Chinese. However, in September 2014 Tohti was imprisoned for life without a fair trial, which sends the message that there is no longer room in China for an outspoken moderate. Since then, his case has attracted the support of several international human rights groups. For instance, In 2014, Tohti’s courage in the face of adversity for the right to freedom of expression was recognized by the prestigious PEN/Barbara Goldsmith Freedom to Write Award.

Against this challenging background, the conference will invite high-level panellists with a twofold objective: to raise awareness of the overall situation endured by Uyghurs in China – especially precarious following Beijing’s ‘anti-terror’ policies passed in 2001 – and to gather international support for the case of Ilham Tohti. The event will bring together academics, human rights experts, policy-makers and members of the Uyghur diaspora and will be open to anyone interested in the global struggle for freedom and justice.

Register by filling in this form before 20 May 2016.

——————————————————————————————————————-

For media enquiries please contact Johanna Green (j.green@unpo.org)

UYGUR TÜRKLERİNİN ANA DİLLERİ İLE EĞİTİM HAKKI VERİLMEDEN YAPILAN ”KUTADGUBİLİK’ÇALIŞMALARI SADECE BİR GÖZ BOYAMA OLUR.

ÜNLÜ TÜRKOLOG Prof.ERCİLASUN :

-UYGUR TÜRKLERİNİN ANA DİLLERİ İLE EĞİTİM HAKKI VERİLMEDEN YAPILAN ”KUTADGUBİLİK’ÇALIŞMALARI SADECE BİR GÖZ BOYAMA OLUR

turkiye-qutatqubilig-elan.jpg

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi (UYHAM)
Bugünkü Doğu Türkistan topraklarının da içinde bulunduğu  ve  Kaşgar merkezli  Karahanlı Türk devletinin Saray Başdanışmanı ünlü düşünür ve hukukçu Yusuf Has Hacip’ın 11.yüzyılda yazdığı Kutadgubilik adlı felsefevi eserin tarih içindeki araştırmalarını konu alan “Kutadgubilik’i Araştırtırımaları Tarihi” adlı kıtabın tanıtım toplantısı Ankara’da yapıldı.
Başbakanlık,Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı, Kırkkale Üniversitesi ve Urumçi Maliye-İktisat Üniversitesi’nın ortaklaşa düzenlediği Kutadgubilik Araştırımaları Tarihi Sempozyumu Urumçi Maliye – İktisat Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Gülnisa Cemal ile Kırkkale Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Cemal Kafkasyalı ortaklaşa organizesinde gerçekleştirildi.
Toplantı’ya konu olan Kutadgubilik araştırmaları tarihi kitabı, bir iş planı çerçevesinde hazırlanmış olup,kitapta Kutadgubilik hakkında Türkiye,Türkistan Cumhuriyetleri,ABD.AB.ülkeleri,Çin ve dünyanın diğer ülkelerinde yürütülen çalışmalar yer alıyor.Bu çalışmalara ait istatistiki bilgiler ile çeşitli  tahliller yer alıyor.Kitap Türkçe,İngilizce ve Çince olarak hazırlanmıştır.
Sempozyum’a Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanı Kudret Bülbül,Kırkkale Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Ekrem Yıldız,TBMM.Türkiye Çin Dostluk Gurubu Başkanı AK partı Milletvekili Ravza Kavakçı  Kan,Prof.Dr.Reşat Genç, Azerbaycanlı Türkolog Prof.Dr. Kamil Veli Nerimanoğlu,Japon Türkolog  Prnof.Dr.Suziki Tadaşi Dr.Peter Zeami ile ile Çinli  Prof.Dr.Hu Fencou de katılarak birer konuşma yaptılar.


TBMM.Türkiye – Çin Dostluk Gurubu başkanı Ravza Kavakçı yaptığı açıklama’da şunları şöyledi ; “ Türk-İslam kültür ve medeniyetinin çok önemli eserlerinden biri olan Kutdgubilik’a ait ait böyle çalışmaların Türkiye – Çin ilişkilerinin gelişmesine çok büyük katkı sağlayacaktır.”dedi.

Kutadgubilik Araştırmaları tarihi kitabının tanıtım toplantısının ilki 11 Mayıs’ta Ankara’da ve 12 Mayıs 2016’de ise,Kırakkale Üniversitesi’nde gercekleştirildi.

Özgür Asya radyosuna bu toplantı’yı değrendiren Hacettepe Ün.Tarih bölümü öğretim üyesi Doç.Dr.Erkin Ekrem şöyle konuştu , “ Çin kendi politikaları için yararlı olabilecek bu tür her çalışmayı büyük bir iştahla hemen yapar. Kutadgubilik çalışmaları Çin’de 20 yıldır yapılmaktadır.Ancak bu çalışmaların Türkiye-Çin ilişkilerinin  gelişmesine hiçbir yararı olmamıştır.Ayrıca Çin yönetimi bu eserleri Çin ulusunun meydana getirdiği  eserleri olduğunu iddia ederek sahiplenmek istemektedir. Bu tür çalışmalar daha çok yapılabilirse Uygur Türklerinin kültür ve medeniyetinini tanınmasına yararlı olacağını düşünüyorum.”şeklinde konuştu.


Ünlü Türkolog Prof.Ercilasun : UYGUR TÜRKLERİNİN ÖZ DİLİNİ ÖĞRENME HAKKI VERİLMEDEN YAPILAN ”KUTADGUBİLİK’İ ARAŞTIRMA ÇALIŞMALARI ANORMAL VE SADECE BİR GÖZ BOYAMA OLARAK KALIR.
Hacettepe Üniversitesi emekli öğretim üyesi ve Türk Dil Kurumu eski başkanı,Türkiye’nin ve dünya’nın önde gelen Türkoloğlarından biri olarak kabul gören  Prof.Dr.Ahmet Bican Ercilasun bu toplantı’yı Özgür Asya Radyosuna değerlendiririken şunları ifade etti. “Bu ölmez, silinmez ve yok edilemez Divanu Lugati Türk ve Kutadgubilik  başta Türk tarihi  ,kültür ve medeniyeti’nin önemli eserlerin varisleri ve sahipleri olan Uygur Türklerine kendi ana dilleri olan Uygur Türkçesi ile eğitim ve öğretim hakkı verilmeden yapılan bu tür çalışmalar göstermelik çalışmalar   olarak kalacak ve bu çalışmalar bir göz boyamadan ibaret olacaktır.  Ayrıca, bugün Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklerinin temel insani hak-hukuku,en başta kendi öz ana dilleri olan Uygur Türkçesi ile eğitim ve öğretim yapmaları hakkı verilmemesi,iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine hiçbir katkı sağlamayacağı açıktır.Eğer Çin devleti Türklerin tarihini bu ve benzeri tarihi miraslarını araştırırsa bunu makul bir şekilde karşılıyoruz. Türkiye- Çin karşılıklı ilişkilerinde ve kültürel münasebetlerde bu tarihi abidelerin mirasçıları ve sahipleri olan Uygur Türklerini köprü olarak görmek istiyorlarsa  temel insanı ve yasal hakları ile bu hakların en başta gelenlerinden en önemlisi olan kendi ana dilleri ile eğitim öğretim hakkınını verilmemesi ilişkilerin gelişmesinin önündeki en büyük engel olduğunu düşünüyorum.Uygur Türklerinin kendi ana dilleri olan Uygur Türkçesi ile eğitim öğretim yapma hakkı verilmeden yapılan bu tür çalışmalar ve toplantılar sadece bir  göstermelik çalışma  ve göz boyamadan ibaret olarak kalacaktır. ” dedi.
Türkiye Uygurların Haklarının verilmesi konusunda Çin’e Baskı Yapmalı
Ünlü Türkolog Prof.Ercilasun,Türkiye’nin  ikili ve karşılıklı ilişkilerde Uygur Türkü Kardeşlerimizin bu   temel insanı haklarının verilmesi konusunda Çin’e baskı yapması  gerektiği belirterek değerlendirmesini şöyle sürdürdü ; “ T.C.Yetkililerimiz Çin yönetimine şu hususu açıkça söylemeli ,siz madem DLT.ve KB.ve benzeri eserlerin varisleri ve sahipleri olarak Uygur Türklerini görüyor ve kabul ediyor ve söylüyorsunuz, Uygur Türklerinin kendi ana dilleri olan Uygur Türkçesi ile eğitim ve öğretim yapma haklarını niçin vermiyorsunuz ? Bu haklarını veriniz,demelidir. “şeklinde konuştu.

ÜNLÜ TÜRKOLOG Prof.ERCİLASUN : UYGUR TÜRKLERİNİN ANA DİLLERİ İLE EĞİTİM HAKKI VERİLMEDEN YAPILAN ”KUTADGUBİLİK’ÇALIŞMALARI SADECE BİR GÖZ BOYAMA OLUR.

 

MİLLİ GAZETE : MÜSLÜMAN TÜRKİSTANLILARA KARŞI “40 BİN KERE REZALET “

10424327_916978291648765_2816800498775424004_n

Ulusal basınımızın önde gelen Muhafazakar ve islamı içerikili Gazelerindern MİLLİ GAZETE’de flaş haber olarak yer alan bir haber-yorumda çoğunluğu Türkistan Coğrafyasında yaşayan Müsülüman Türkler olmak üzere toplam 40 bin kişi’ye Türkiye’nin ülkeye giriş yasağı koyduğu bilgisi yer aldı.Köklü Değişim Dergisi’nde de yer verilen bu haberde Listede yer alan ve G-87 ve G-89 kodları ile belirtilen uygulamaların daha çok Türkistanlı Müslüman Türklere uygulandığı de belirtildi.

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi(UYHAM)

Dış kaynaklı istihbarat birimlerinin yaptığı fişleme sonucunda, Türkiye’nin 40 bin kişiye ülkeye giriş yasağı koyduğu ortaya çıktı. İsrail kaynaklı istihbaratın Türkiye’de uygulamaya sokulması büyük bir skandala neden oldu. Bunlar arasında İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım ve yönetim kurulu üyesi Osman Atalay’ın da yer aldığı Türk vatandaşları da bulunuyor. Yine Mısır’daki İhvan-ı Müslim, Tunus’taki Nahda Hareketi, Filistin’deki Hamas yöneticilerinden de çok sayıda yasaklı bulunuyor.

ONBİNLERCE KİŞİNİN FİŞLENDİĞİNDEN HABERİ BİLE YOK…

İslami çalışmalarıyla tanınan Müslümanlar, G-89 kodu ile teröristmiş gibi damgalanıyor. Böylece o kişiler, vatandaşı olsalar dahi Türkiye’ye giremiyor. Yabancı ülke istihbaratlarından gelen ‘yanlış’ bilgiler doğruluk süzgecinden geçirilmeden uygulamaya konuluyor. Bülent Yıldırım ve Osman Atalay, bürokrasideki kendileriyle ilgili hatayı düzeltmiş olsa da hâlâ Türkiye’ye girişlerinin yasak olduğunu dahi bilmeyen on binlerce kişi bulunuyor.

G-87 ve G-89 kodları daha çok Türkistanlı Müslüman Türklere Uygulanıyor

Listede yer alan isimlere G-87 ve G-89 kodları verdikleri tespit edildi. G-89 kodunun, her türlü terör eylemi yapabilir anlamına geldiği belirtilirken, listedeki herkesin IŞİD’le bağlantılıymış gibi lanse edildiği ifade edildi.

Geçtiğimiz 13 Mayıs Cuma günü Köklü Değişim dergisi’nin, Holiday Inn İstanbul City Otel’de “Rusya ve Çin Zulmüne Terkedilen Türkistan” başlıklığı altında düzenlediği bir Konferans’ta Türkistan Müslümanların sorunları ayarınıtılı şekilide ele alınmış ve Uzmanlar,Hukukçular ve STK.Temsilcileri tarafından bir çok çözüm yolları ortaya konulmuştur.

Kaynak : Milli Gazete / Timuçin Mercanoğlu 17.05.2016

Uyghuristan Kultur Zentrum e.V.'s photo.

Sherqiy Türkistan Sürgün Hökümétining Ishxanisi Kanada Torontoda  Resmiy Échilip Ish Bashlidi

 

13179230_1737210786547888_4535328878877937233_n

Sherqiy türkistan sürgün hökümétining tarixtiki tunji ishxanisi kanada torontoda bu yil 5-ayning 1-küni resmiy échilip ish bashlidi. Kanada fédéral hökümétining resmiy testiqidin ötken bu “sherqiy türkistan sürgün höküméti diplomatiye we kishilik hoquq ishxanisi” sherqiy türkistan xelqi üchün xizmet qilidu. Shu munasiwet bilen wetendashlarni tebrikleydu!

13179365_1737210829881217_165388865576179373_n

Sherqiy türkistan sürgün höküméti sherqiy türkistan döliti we xelqining hör we musteqil dölet we xelq ikenlikining ispati! mustemlikichi xitay mustebit hakiméyitining wetinimizni qanunsiz igiliwalghan tarixini xelq’ara jem’iyet we dunya xelqi jumlidin ewladlirimizgha bildüridighan shahit! sürgün hökümet ishxanisi bésiwélin’ghan zémin mesilisi we xitayning wetendin chiqip kétishini birleshken döletler teshkilatidiki alaqidar orunlargha erz sunush bilen bir waqitta dunya xelqi we xelq’ara jem’iyetke bu mesilini tonutup mangidu.

 

13220851_1737210886547878_5723813702537073760_n

Sherqiy türkistanning musteqilliq mesilisini xitay 50 yildin béri burmilap keldi. Éimin we musteqilliq mesilisini kishilik hoquq we démokratiye mesilisige chüshürüp ,sherqiy türkistan xelqini az sanliq millet dep atap , xelq’ara jem’iyet we ewladlirimizgha xitayning ichidiki mesile dep köz boyamchiliq qilmaqchi. Tarixni burmilimaqchi. Sürgün hökümet xitayning mushundaq hiliger süyqestlirige özining mewjutliqi bilen jawap béridu we bitchit qilidu.

 

13174224_1737210956547871_182159242908021885_n

Sürgün hökümet kanada ishxanisi yuqarqi mesililerdin bashqa yene sherqiy türkistan xelqining künsayin ewjge kötüriliwatqan her xil mesililiri, uyghur musapirliri we köchmenliri mesilisi, panahliq tilesh mesilisi , medeniyet, ma’arip we til-edebiyat bayliqimizni saqlash qatarliq konkirt xizmetlerni élip baridu.

13174112_1737211389881161_4024916399029162916_n

Axirida , weten ichi we sirtidiki barliq qérindashlargha salam yollaydu! dawayimiz üchün tinmay köresh qiliwatqan dunya uyghur qurultiyi, sherqiy türkistan ma’arip we hemkarliq jem’iyiti, uyghur akadémiyisi qatarliq teshkilatlargha semimiy rehmitini bildüridu! shundaqla mürini mürige tirep bir sep, bir niyette xitayning bizni parchilash xam xiyaligha emeliy ömlükimiz bilen jawap qilishqa ündeydu.

Address: 4174 Dundas Street West, Suite 300-2
Toronto, Ontario, Canada M8X 1X3

(Tel: +1 647-996-ETGE (3843

E-mail: office@etge.org

Istanbulda Osman Batur Wapatining 65 – Yilini Xatirilesh Yighini Ötküzüldi

turkiye-osman-batur-xatirlesh-2016.jpg

Istanbuldiki osman batur wapatining 65 – Yilini xatirilesh yighini

RFA/Erkin
2016 – Yili 4 – Ayning 29 – Küni istambuldiki« yési maarip we hemkarliq jemiyiti»ning uyushturushi bilen istanbulning zeytunburnu rayonluq hökümet yighin zalida, osman baturning wapatining 65 – Yilini xatirilesh yighini ötküzüldi.Yighingha «yési maarip we hemkarliq jemiyiti»ning mesul we ezaliri, istanbulda paaliyet élip bériwatqan «sherqiy türkistan ammiwiy teshkilatliri»ning mesulliri, zeytunburnu rayonluq hökümetning mesulliri we uyghur diyaridin kelgen qazaq köchmenler we uyghurlardin bolup 300 etrapida kishi ishtirak qildi. Yighingha yighinni uyushturghan yési maarip we hemkarliq jemiyitining reisi güwen hizarji ependi riyasetchilik qildi. Murasimda istiqlal marshi oqulghandin kéyin shéhitlerge hörmet bildürüp bir minutluq sükütte turuldi. Andin osman batur qatarliq shéhitlerning rohigha dua qilindi, güwen hizarji ependi murasimning échilish nutuqini sözlidi.

Arqidin mimarsinan uniwérsitétining oqutquchisi, türkiyede tonulghan tarixchi proféssor doktur gülchin chandarlioghlu xanim, «erkinlik yoli we osman baturning qoralliq kürishi» dégen témida,«sherqiy türkistan weqpi»ning sabiq reisi hamit göktürk ependi bolsa «osman batur we sherqiy türkistan» témisida söz qildi. Eng axirida qazaq yash bulbul abdulkerim dombura bilen naxsha orunlidi.

Biz yighin axirlashqandin kéyin osman baturning shéhit bolghanliqining 65 – Yilliqini xatirilesh yighinini uyushturghan yési maarip we hemkarliq jemiyiti reisi güwen hizarji ependi bilen söhbet élip barduq.

U, bu qétimliq osman baturni xatirilesh yighinining yaxshi ötkenlikini, köp sanda kishining ishtirak qilghanliqini bayan qilip mundaq dédi: «bu, merhum osman baturning shéhit bolghanliqini xatirilep 3 yildin buyan ötküzüwatqan paaliyet. Bu qehriman shexisni yash ewladlargha tonutush üchün ammiwiy teshkilatlarning, axbarat organlirining köp tirishchanliqi bolsimu, bezi jehetlerde kem qéliwatqanliqini hés qilghachqa, her yili dégüdek bu xil xatirilesh paaliyetlirini ötküzüp kéliwatimiz. Bu yilqi xatirilesh yighinida tarixchi proféssor doktor gülchin chandarlioghlu bilen hamut göktürk ependiler teklip boyiche doklat berdi. Osman baturning siyasiy we qoralliq küreshlirini anglatti.»

Güwen hizarji ependi yési maarip we hemkarliq jemiyitining 6 yilliq bir tarixqa ige ikenlikini bayan qilip mundaq dédi: «bizning jemiyet 6 yilliq tarixqa ige bir maarip we hemkarliq teshkilati. Exmet yesewining türklerning musulman bolushigha qoshqan töhpilirini asas qilip turup, türk dunyasigha qarita medeniy paaliyetler élip bériwatqan bir teshkilat. Biz ilmiy paaliyetlerni élip barghandin sirt türkiy milletlerdin 6 yashtin 12 yashqiche bolghan 100 etrapida oqughuchini oqutiwatimiz. Osman baturgha oxshash türk dunyasning qehrimanlirini xatirilesh arqiliq yéngi ewladlargha türk dunyasining mesililirini anglitishmu muhim xizmetlirimizdin biri hésablinidu.»

Yighinda doklat bergen hamut göktürk ependi yighinda osman baturning xitay hakimiyitige qarshi élip barghan inqilabliri toghrisida melumat bergendin kéyin türkiyede yashawatqan qazaqlarni hemkarliqqa chaqirghanliqini bayan qildi.

U, proféssor doktor gülchin chandarlioghlu xanimning osman batur heqqide kitab we maqaliler yazghanliqini, yighinda bu heqte toxtalghanliqini bayan qildi.

Osman batur 1889 – Yili altay wilayitide dunyagha kelgen bolup, u, 1940 – Yilidin 1950 – Yilighiche xitay hakimiyitige qarshi qoralliq jeng qilghan. 1951 – Yili 2 – Ayning 25 – Küni osman batur xitayning qizil armiyesi teripidin tutqun qilinghan bolup, shu yili 4 – Ayning 29 – Küni öltürülgen. Her yili 29 – April shéhit qilinghan küni uning küreshliri xatirilenmekte.(Erkin Tarim)

 

http://www.rfa.org/uyghur/xewerler/xelqara-xewer/istanbul-osman-batur-05022016224021.html/story_main?encoding=latin

Uyghur Xelqara Doppa Bayriminglar Qutluq Bolsun!

 

Doppa

 

Sherqiy Türkistan Jumhuriyiti Sürgündiki Hökümiti

 

05.05.2016  

 

Tajawuzchi Xitaylar Yarkentte 5000 Uyghurni Qirghin Qilghan

 

Tajawuzchi Xitaylar Yarkentte 5000 Uyghurni Qirghin Qilghan

 

thumb (1)

Tajawuzchi xitay hakimiyiti yerkentte 5000 uyghurni qirghin qilghan
Xelqini ayropilan we éghr tiptiki qorallar bilen qirghin qilghanliqi we bu yézining xeritidin yoq qilin’ghanliqi,
Tajawuzchi xitay hakimiyiti yerkentte 5000 ming uyghurni qirghin qilghan

Tajawuzchi xitay hakimiyiti yerkentte 5000 ming uyghurni qirghin qilghan
Fransiyining dangliq xewer agéntliqi (afp- aganchefranchepress) ning 28- aprél küni tarqatqan bir xewiride, ishghalchi xitayning ötken yil 7- ayning 28- küni yerkent xelqi qozghighan namayishni basturush jeryanida, 5 ming etrapida uyghurlarni öltürgenliki perez qilin’ghan.

Xitayning bu qirghinida öltürülgen uyghurlarning sanini perez qilghan muxbir, bir mezgil ilgiri sherqiy türkistanning yerkent shehirige bérip, bu weqe we qirghinchiliqi heqqide tekshürüsh we xewer igellesh ilip barghan.

Fransiye xewer agéntliqi, muxbir (bénjamin hassa) ning sözlirini asas qilip turup, bu xewerni tunji qétim dunyagha ashkarilighanliqini bildürdi.

Xitay hökümitining resmi bayanati we hökümet yalaqchisi bolghan axbarat wasitilirining ipadilirige asasen, 2014 – 07 – 28 küni yerkentte bir türküm zorawan unsurlar özliri aldin teyyarliwalghan palta pichaq we shuninggha oxshighan tighliq eswablar bilen bigunah xelq ammisigha hujum qilghan we ularni yarilandurghan we öltürgen xitay amanliq saqlash xadimliri del waqtida neq meydan’gha kélip weqeni bir terep qilghan we zorawan unsurlarni qanun’gha asasen jazalighan we bu qanunsiz heriketni tosup qalghan dégendek yalghan yawidaq ipadilerde bolghan.
‏weqe heqqide uchur igelligen muxbirning déyishiche. Yerlik xelq ammisi bolghan uyghurlarning bu weqeler heqqide manga sözligenlirining xitay hökümiti bergen xewerning bir- biri bilen zit ikenlikini bildürüp mundaq dégen, shu rayon ahalisi bolghan uyghurlar, yerkent weqeliride ölgen we yarilan’ghanlarning sani heqqide, xitay hökümiti heqiqi san sifir bermigenlikini bildürgen.
‏muxbirning yerkentte, xemit (özgertilgen isim) isimlik bir uyghur bilen söhbet élip barghan bolup, u söhbitini mundaq bayan qilghan. Xemitning muxbirgha dep bérishiche: ( 500 din artuq uyghurning qollirida palta, pichaq we tighliq eswablar bilen kochilargha chiqqini rast. Lékin, kéyin xitay armiyisi qolida qoral bolmighan xelq ammisini qirghin qilghan we bu qirghinchiliq nechche sa’et dawamlashti ) dédi.

Bu weqege öz közi bilen shahit bolghan xemitning ipadilrige asaslan’ghanda, ( namayishqa qatnashqanlarning köpinchisi bu weqedin kiyin yoq qiliwétilgen bolup, bularning bir qismi xitayning qirghinchiliqi netijiside shéhit boldi. Yarilan’ghan we térik tutulghanlar her xil wasitiler bilen yoq qilindi. Ularning hazirghiche héchqandaq iz dériki yoq we héchkim ularning qeyerde ikenliki heqqide bir nerse bilmeydu) dédi.
Muxbir bénjamin yene, shahitlardin biri bolghan yüsüp, (özgertken isim) isimlik bir uyghur bilen ötküzgen söhbitini mundaq bayan qildi; ( bu weqege qatnashqan hemme uyghur xitayning qirghin qilishi bilen öltürüldi, birsimu hayatta qalmidi ) dédi. We yene ( belkim bu weqede xitayning öltürgen adem sani eng az bolghandimu 3 ming kishi bolishi mumkin ) dédi.

Yerkenttiki weqege munasiwetlik xewerlerge asaslan’ghanda, 2014- yili 07- ayning 28- küni ramzan harpisining axshimi, sherqiy türkistanning qedimi shehiri we uyghurlarning axirqi musteqil döliti bolghan se’id xandanliqining paytexti bolghan yerkent shehiridin 20 kilométir yiraqliqtiki sherqiy jenubidiki ilishiqu yézisida, xelq qozghilingi ( namayish ) bolghan.
‏xitay hakimiyiti mezkur weqe heqqide bergennmelumatida, bu weqede 96 kishi ölüp 200 kishning yarilan’ghanliqi heqqide xewer bergen idi.
Weqe heqqide xewer tarqatqan musteqil insan heqliri teshkilati, amérikidiki uyghur insan heqliri démokiratsiye wexpi, erkin asiya radi’osi we ijtima’iy alaqe wastilirida bu qanliq basturushta öltürülgen uyghurlar, eng az bolghandimu 2000 din ashidighanliqi bildürülgen.
Mezkur weqeni tekshürüsh üchün xelq’ara insan heqliri teshkilati, erkin tekshürgüchi xadimlarning, yerkentte tekshürüsh élip bérish toghrisida telep sun’ghan bolsimu, lékin xitay hakimiyiti bu telepni hazirgha qeder ret qilip kelmekte.
Weqedin kéyin xitayning intérnét tosaqliridin bösüp ötüp weqeni dunyagha bildürgen ebubekri rehim, xitay hakimiyiti ilishqudiki 15-16-17- yézilirning xelqini ayropilan we éghr tiptiki qorallar bilen qirghin qilghanliqi we bu yézining xeritidin yoq qilin’ghanliqi, bu yézida yashighan kishilerdin eng az bolghandimu 3 mingdin 5 mingghiche kishining öltürülgenlikini bildürgen.

Pidakar uyghur mujahit ebubekri rehim, yerkent weqesige alaqidar muhim ehwallarni ashkarilap 3 kündin kéyin xitay saqchiliri teripidin tutulup kétilip, hazirghiche ürümchide ismi éniq bolmighan bir türmide qamaqta ikenliki ilgiri sürülmekte.

Teyyarlighuchi: pidakar

 

http://uyhewer.biz/ug/news/1030

We need a new China policy in the new world order

  • Chanakya, Hindustan Times
  • |

  • Updated: Apr 30, 2016 23:21 IST
Prime Minister Narendra Modi hosted President Xi Jinping in 2014 in a visit that began on Modi’s birthday. Eight months later, Modi went to China in a visually inspiring visit that saw him pose with the famous terracotta warriors at Xi’an (AFP)

When the NDA government first issued and then withdrew a visa to Chinese dissident leader Dolkun Isa last month, it was a tangle twice over — and a grim reminder that for India’s symbolic elephant, countering the Chinese dragon is as difficult as embracing it. India-China relations have a chequered history, and the faux-pas only brought into focus the need to calibrate relations with Beijing. It is a conundrum with several equations to be resolved. I would call it the algebra of 21st century geopolitics.

READ: Dolkun Isa ‘suppressed’ facts while obtaining visa: India

Some of this has its roots in the Bandung conference of 1955, in which China and India warmed up and laid the foundations of the Non-Aligned Movement. That was also the “Hindi-Chini Bhai Bhai” phase of the Nehru era. The subsequent flight of the Dalai Lama in 1959 to India queered the pitch for the two and the bitter fall-out of the 1962 war has left the festering wound of a border dispute.

All of that came back to haunt New Delhi this month, exactly 61 years after the Bandung conference, as if to suggest nothing has changed. But the truth is that a lot has changed while some things have not, and this requires diplomatic jugglery of a kind that the Modi government seems to find difficult.

Isa was invited for a conference at Dharamshala, the abode of the Tibetan government in exile, and you cannot expect Beijing to take kindly to an axis involving a man it calls a terrorist — though to the world he is a pro-democracy leader. Later in the week, Lu Jinghua, a well-known Tiananmen activist, said she was about to board a flight from New York when she was told her Indian visa was off.

READ: India cancels visas for Chinese dissidents Lu Jinguha, Ray Wong

India has become a strategic ally of the US, but China is no longer a fellow developing country like it was in the 1950s. From all indications, the Dharamshala conference had some Western blessing, which proves tricky. India needs to revisit the spirit of Bandung to be somewhat non-aligned in the China-US equations. I have reasons to believe New Delhi, instead of maintaining a measured equidistance, is falling between two stools.

This is a pity because a great start was made two years ago.

Prime Minister Narendra Modi hosted President Xi Jinping in 2014 in a visit that began on Modi’s birthday. Eight months later, Modi went to China in a visually inspiring visit that saw him pose with the famous terracotta warriors at Xi’an.

But the Silk Route is decidedly slippery, and here is where hard facts intervene. India, Pakistan, China and the US now form a four-cornered trapezium in geopolitics. China and the US, the US and India, and India and China form separately significant economic alliances. On the other hand, Nepal and Pakistan have never hesitated to cosy up to China.

What last month’s events show is a decisive tilt that China has towards Pakistan. Its special equation with Maoist-tinted Nepal towers like the Everest, and needs no elaboration. The key point is that India’s friendship with the distant US cannot be allowed to spoil its neighbourhood peace. All the more so because the US heads for a tumultuous presidential race in which Donald Trump’s rise as the Republican nominee is a big X factor in international relations.

Current events show India needs to be extra alert — but the kind of pussyfooting about we have witnessed between the South Block, which houses the ministry of external affairs, and the North Block, which houses the finance and home ministries, shows a state of drift.

Tongues are wagging that the flip-flop on Dolkun Isa was to pre-empt any embarrassment that President Pranab Mukherjee may face during his scheduled visit to China this month. Surely, this must have been factored in earlier in the calculations?

READ: Uyghur visa mess shows diplomatic chinks

Beijing, which blocked India’s attempts to declare Pakistan-based Jaish-e-Muhammad chief Masood Azhar as an international terrorist at the UN, describes the issue as a bilateral one between New Delhi and Islamabad. That probably won’t wash if Azhar’s details were compared with those of Isa, but we are evidently constrained.

May I gently remind all that China took Aksai Chin in Kashmir after the 1962 war and in that sense is a part of the Kashmir problem and hence had to act more responsibly. But I am only too aware of China’s famous silence and stubborn action on critical matters. National Security Advisor Ajit Doval and his counterpart held border talks this month with claims of progress but Beijing is not even including Aksai Chin there.

Now, shift the focus to Pakistan, where army chief Raheel Sharif has been raising his profile. He accuses India of challenging the $46 billion China-Pakistan Economic Corridor, which will partly cover Pakistan-occupied Kashmir. The corridor will connect to Pakistan’s Gwadar deep sea port, where Chinese workers are busy building infrastructure facilities. Sharif’s raising the pitch against India can be directly linked to Chinese aid. The $46 billion promised by China is three times the amount Pakistan got as FDI in all of the past decade.

Let us shift attention to the economy. Indian IT companies and traders are active in China, while a host of consumer and mobile phone brands and equipment makers like Huawei are active in India. But there is the persistent complaint of India’s small and medium enterprises being hit by Chinese imports. Tyre manufacturers also want the government to impose an anti-dumping duty on Chinese imports. As a signatory to WTO rules, India cannot ban Chinese goods, commerce minister Nirmala Sitharaman rightly told angry MPs last Monday. But on that very day, some electronic items, milk products and some steel products were banned over quality concerns. This can at best be called tinkering.

Why do I get this uneasy feeling that we seem helpless on so many fronts in dealing with the Chinese dragon? There is a clear China-Pakistan coalition and I am not sure if the government’s virtual silence on the matter is due to discretion or ostrich-like ignorance. There is a need for a clear-cut China policy, keeping in mind the Pakistan axis, uncertainties in the US and threats to India’s economic welfare in a multilateral world.

Like I said, this requires an algebraic clarity. Maybe I can pun on myself for relief, and say we need a true “Chinakyaniti” for a new world. Sovereignty is supreme, and a healthy dose of responsible self-interest on the economic front may not be a bad thing after all.

http://www.hindustantimes.com/columns/we-need-a-new-china-policy-in-the-new-world-order/story-3W5fVDddVTtR4oCNyGpC4I.html

UYGURLARIN VİCDANI Dr.TOHTI AİLESİ, NİÇİN VE KİMİN İÇİN PARÇALANDI ?

Dr.Tohtı Mahkeme

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi(UYHAM)

Uygur Hukuk harekatı lideri Dr. İlham Tohti, Doğu Türkistan’da yaşayan Kardeşlerinin ve Uygur toplumunun hakları için  mücadele ettiği ve onların temel insanı ve yasal haklarını savunduğu için  Pekin rejimi tarafından  tutuklandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Kendisi  2014 yılından beri Urumçi 2. nolu ceza evinde  tek kişilik hücrede dünyadan izole edilmiş bir durumda çile doldurmaktadır. Pekin’de yaşayan   eşi Güzelnur hanım  ve iki küçük oğlu ile,dünyanın en pahalı kentlerinden biri olan Pekin’de tek kişilik maaşı ile   yokluk,muhtaç ve sefalet içinde hayatını sürdürmeye gayret göstermektedir. İlham Tohti ile beraber tutuklanan annesi  72 yaşındaki  Annesi Nasiphan Hanım,daha sonra bırakılmış ve memleketi Artuş’a evine dönmüştü. Nasiphan Anne  Kaşgar’ın ARtuş ilçesindeki evinde çeşitli hastalıklar ile uğraşarak  hasta yatağında  yaşam savaşı vermektedir. Diğer yandan ise, Ömür boyu hapis cezasına çarptırılan sevgili Oğlu’nun  hasreti ve  onun derdi,  yorgun yüreğinin her gün biraz daha  zayıf düşürmektedir. Dr.Tohtı Çin’de ve Doğu Türkistan’daki yüzlerce vebelki binlerce Uygur bilim insanları gibi davransa idi, ,bütün bu felaketeler belki  başına gelmezdi.Ailesi dağılmaz,eşi ve çocukları ile diğerleri gibi  gibi ÇKP.iktidarının kendilerine sunduğu  ayrıcalıklı imkanlardan yararlanabilirdi. Sorunsuz,mutlu ve huzurlu bir yaşam sürebilirdi.Ancak,o, bu kolay yolu seçmedi.Milletine yapılan haksızlık ve adaletsizliklerin düzeltilmesi ve etnik  Han bir Çin vatandaşı gibi Uygur Türklerinin hak ve hukuklarına sahip olarak yaşaması ve yasal haklarının kendilerine de tanınmasını ve verilmesini istedi ve bu akibete dücar oldu. Ancak,bütün bunlara rağmen,İşgalcı Çin rejiminin tehdit,şantaj ve korkutmaları yüzünden onun eşi ve 2 çocuğu tek başlarına ve tecrit edilmiş bir durumda yaşamaya çalışıyorlar. Olayın en   üzücü olan yanı ise,onun yüz üstü ve yalnız bırakılmasıdır.Toplumun yeteri kadar sahiplenmemesi durumudur.   Pekin Milletler Üniversitesi ekonomi ve hukuk profesörü olan D.r. İlham Tohti niçin ve kimler  için ve hangi dava uğrunda  bugün  ceza evinde yatıyor? Ailesi kimler için, neden parçalandı? Bunu iyi düşünmeli ve tefekkür süzgecimizden çok ayrıntılı bir şekilde  geçirmemiz,gerekir diye düşünmekteyiz.

ilham -3

Dr.Tohti  15 Ocak  2014′ te, Pekindeki evinde Çin polislerince yere yatırılıp,tartaklandı ve elleri arkaya çekilerek  ellerine arkadan kelepçe vurduğunda,onun bu küçül bebeği korkudan çok ağlamıştı.

ilham-5

İlham Tohti,Çin polisleri tarafından tartaklanarak götürüldüğünde bu büyük oğlu korkudan bayılmıştı. Sonra doktorlar çocuğun travma sonucu kalp hastalığına yakalandığını söyledi. Şimdi bir taraftan okula giderken,bir taraftan kalbinden tedavi görmektedir.

İlham-2

Doç. Dr. İlham Tohti’nin  çilekeş ve fedakar eşi Güzelnur Hanım,  ömür boyu hapse mahkum eşi için  hukuk mücadelesi  veriyor.Diğer yandan ise, hem iki çocuğunu bakabilmek için Pekin’de sözleşmeli işçi olarak çalışmaktadır.

ilham-10

Dr. İlham Tohti kendi Urumçi de ceza evinde, annesi memleketi Artuş  İlyçesinde  hasta yatağında, büyük kızı Cevher ABD’de,  İndiana Üniversitesinde öğrenci, eşi ve küçük iki çocuğu  ise Pekin’de bulunmaktadır.

Dr.Tohtı  Ailesi  kimler  için parçalandı ve bugünkü bu dramatik duruma  nasıl geldi  ?

ball-443852_960_720 (2)

Güzelnur Hanım  bir Çinli gazeteci’ye verdiği mülakatta şunları söylemiştir . ”  Pekin’de bir kaç on bin  civarında Uygur  Türkü Kardeşlerimiz yaşamaktadır. Onların büyük bir çoğunluğu , benimle  yol’da   karşılaşınca,   beni görmemezlikten ve tanımamazlıktan geldiklerine ve hatta uzaktan beni  görünce  yollarını değiştirdiklerine şahit oluyorum. Bu beni son derece üzüyor ve kahrediyor. Sebep ne olursa olsun, Uygurların benden kaçmasına  bir  anlam veremiyorum. Eşim, Dr. Tohti Uygurlar için ve onların hak ve hukukunu savunduğu için  ceza evine girdi. Ailemizin parçalanması ve benim iki küçük  çocuğum ile  sefalet içinde kalmışsak yine milletimiz içindir. Eşim,Uygurların onurunu korumak için mücadele etti. Bizler Dr.Tohtı ailesi olarak kendi onurumuzu korumak için her türlü zorluğa göğüs germekten çekinmeyeceğiz .”şeklinde konuşmuştur.

Dr.Tohtı’nin eşi Güzelnur Hanım’ın bu çok önemli ve   bir o kadar de   üzücü ve kahredici sözlerini  siz  değerli okuyucularımızla  paylaşmayı zaruri gördük.

 

 

UYGURLARIN VİCDANI Dr.TOHTI AİLESİ, NİÇİN VE KİMİN İÇİN PARÇALANDI ?

 

Ilshat Hassan, the Uighur Who Made it to the China Conference on a Tourist Visa

India should be a supporter of the Uighur cause, says the activist, if only for strategic reasons. “By raising support, helping us, the Indian government can have leverage (with China).”

Screen Shot 2016-04-30 at 5.06.35 PM

New Delhi: During the entire duration of his long-haul flight from the United States, Ilshat Hassan was wondering if the immigration authorities at Delhi airport would stop him and put him on the next flight out of India.

President of the Uyghur American Association, Hassan was the only one of the three-member Uighur delegation invited to attend a conference of pro-democracy China dissidents in India who finally managed to reach the venue at McLeod Ganj in Himachal Pradesh. The other Uighur members – Dolkun Isa and Omar Kanat, both from World Uyghur Congress – had their Indian visas cancelled after protests from China.

“Even after I boarded the plane, with my passport, e-visa and ticket. I was really worried. I was expecting to be stopped,” Hassan told The Wire on the phone from McLeod Ganj.

Just like Isa and Kanat, he had also applied for and received a tourist visa to India through the e-visa online application process.

“When I stopped in Abu Dhabi, I had a similar fear. Then I landed in Delhi on April 27. I went through immigration. Things went smoothly. Then I went through customs. My heart was going pow-pow. As I left customs, I was stopped and told to go back. I was the only one at the line, so I thought that this is curious. Why have I been singled out?” Hassan said.

It was because he had submitted an empty customs declaration form. “I hadn’t filled it out. I did that and then walked out. When I was out of the gate, I said, ‘Phew, I am finally here!’,” he recalled.

And why wasn’t he stopped from coming for the conference when he also had a tourist visa? Hassan laughed, “My guess is that I am not an office-bearer of the World Uyghur Congress”.

One of the two reasons given by the Ministry of External Affairs for the cancellation of Dolkun Isa’s visa was that he had “suppressed” the fact in his visa form that he was coming to attend a conference. Similarly, democracy activist Lu Jinghua’s visa was cancelled with the reasoning that there “was inconsistency with the purpose of her visit.”

Just as he left Dharamshala for his return journey to the US, Hassan said that his first trip to India had been “wonderful”. “Nice place, Nice people, Nice hospitality.”

His “big takeaway” was that the Uighur exile community needed to do more networking in India. “I was told how to approach the media, think tanks here in India. We have not been active here recently, which is sad, as our late leader had come straight here (after fleeing form China). I am confident that I will be back.”

And India should be a supporter of the Uighur cause, he felt, if only for strategic reasons. “From my perspective, they (the Indian government) have an obligation to support and provide a platform for voices like ours. By raising support, helping us, the Indian government can have leverage (with China),” Hassan asserted.

Screen Shot 2016-04-29 at 7.46.47 PM

While an office in India is a likely “long term” plan, there were more immediate, doable proposals. “Maybe, we can approach an Indian think-tank and suggest a seminar on the East Turkestan movement. My new Indian friends have said that they can get more articles published in newspapers,” he added.

All his new contacts are, of course, courtesy his participation at the 11th edition of the Interethnic/Interfaith Leadership Conference organised by the Washington-based Initiatives for China, founded by Tiananmen Square activist Yang Jianli. This year, the event has been co-hosted by the Tibetan Centre for Human rights and Democracy and held in India for the first time.

Till date, there are reports of cancellation or rejection of Indian visas for five activists who were invited to attend the conference. Besides Dolkun Isa, Omar Kanat and Lu Jinghua, the other two are student leaders from Hong Kong.

“The visa cancellation was definitely a topic of discussion (at the conference). People are upset,” said Hassan.

But, just like Hassan, there were several more participants who attended this event with regular tourist visas without any hassle. “There are over 150 people here – including Falun Gong, Taiwanese, Southern Mongolians, Tibetans, Hong Kong activists and some very energetic Chinese youth.”

The fact that other foreign nationals holding tourist visas were able to participate in the well-publicised conference will reinforce the perception that the Modi government blocked the participation of Dolkun Isa and other specific individuals not on the grounds that they had secured an inappropriate visa but because of Chinese pressure.

Asked if there was heightened security due to the controversy, Hassan observed that there was not much visible police personnel. “I didn’t see many policemen. There were some people, who were probably plainclothes”.

The participants also called on the Dalai Lama on April 28 and the ‘prime minister’ of the Tibetan ‘government-in-exile’, Lobsang Sangay on April 29.

Till now, at least in public, the Chinese government has specifically protested only of Dolkun Isa’s visa, citing the fact that there is a red corner notice against him.

The fact that other foreign nationals holding tourist visas were able to participate in the well-publicised conference will reinforce the perception that the Modi government blocked the participation of Dolkun Isa and other specific individuals not on the grounds that they had secured an inappropriate visa but because of Chinese pressure.

After the uproar over the visa cancellation, the organisers had locked down the conference to prevent outside media presence. The only media allowed was Radio Free Asia, which is funded by the US federal agency, the Broadcasting Board of Governors. However, reports, videos and articles emanating from event were only broadcast on its Cantonese service, with the station’s English website not making any reference to the conference or the visa controversy.

Besides RFA, there were social media posts of photos by some of the participants, showing the conference being held on the terrace of the hotel.

The various groups attending the conference at the Norbu house hotel made their own presentations, lasting for about 10 to 20 minutes. Then, there were guest speakers, with Friday’s morning speech delivered by a Harvard University professor. “There were also various sessions with topics like religion, environment and cultural damage,” Hassan added.

During the discussions, there had been a slight disagreement between the young pro-democracy Chinese participants and the ethnic minority representatives.

“The youth from China were arguing that big China should be kept intact, stating that democracy will be coming soon. We didn’t say that we want to be independent, but that we must have self-determination. It will be decided by the people of East Turkestan and the people of Tibet on what they want after they are allowed to decide themselves. I guess they are still young,” he said.

 

http://thewire.in/2016/05/01/ilshat-hassan-the-uighur-who-made-it-to-the-china-conference-on-a-tourist-visa-32861/

Ilshat Hesen: Dalay Lama Uyghurlarning Heqqaniy Herikitini Qollaydighanliqini Bildürdi

Muxbirimiz méhriban
2016-04-30
ilshat-hesen-hindistan-daramsala-dalay-lama-2016.jpg

«Asiya démokratiye munbiri» ning 2016 – Yilliq yighinigha qatnishiwatqan amérika uyghur birlikining reisi ilshat ependi dalay lama bilen bille

RFA

Hindistandiki daramsalada shehiride échiliwatqan «asiya démokratiye munbiri» ning 2016 – Yilliq yighinigha qatnishiwatqan amérika uyghur birlikining reisi ilshat ependining uyghur weziyiti heqqide bergen doklati yighin qatnashquchiliri we muxbirlarning diqqitini qozghidi. Yighin mezgilide ziyaritimizni qobul qilghan ilshat hesen ependi yighin ehwali toghruluq bayan bérish bilen bille özining tibetlerning rohaniy dahiysi dalay lama bilen körüshüsh pursitige érishkenlikini bildürüp, dalay lamaning uyghurlarning heqqaniy kürishini qollaydighanliqi heqqidiki salimini uyghurlargha yetküzüshni hawale qildi.

28 – Aprél bashlanghan bu yighin 1 – Maygha qeder dawamlishidu. Esli mezkur yighingha d o q ijraiye komitéti mudiri dolqun eysamu teklip qilinghan bolup, emma uning wizisi xitayning bésimi bilen bikar qilinghan we xelqaraliq ghulghuligha seweb bolghan idi.

Ilshat hesen ependi yighindiki paaliyetliri heqqide toxtilip, özining ikki kün ichide uyghurlarning omumiy ehwali, diniy étiqadning depsende qilinishi, uyghurlarning medeniyet muhitining buzghunchiliqqa uchrishi, medeniyet zor inqilabining uyghur medeniyitige buzghunchiliqi qatarliq mexsus témilarda töt qétim doklat bergenlikini bildürdi. U yighin ehlining uyghurlarning diniy étiqad, medeniyet jehette basturushqa uchrishi qatarliq témilar we hindistan hökümitining dolqun eysagha bérilgen wizini xitayning bésimi bilen bikar qilghanliqi qatarliqlarda qizghin munazire qilghanliqini bildürüp, uyghur mesilisi heqqide téximu jiq mesililerni bilishke qiziqqan yighin qatnashquchilirining yighinda mexsus dolqun eysa ependi üchün téléwiziye nutqi orunlashturush teklipini otturigha qoyghanliqini bayan qildi.

Ilshat hesen ependi yene, yighinda uyghur mesilisige qiziqidighan hindistanliq mutexessisler, muxbirlar, siyasiy erbablar we teshkilatchilar bilenme uchrashqanliqini bildürüp, hindistanning daramsalada shehiride échilghan yighinning uyghur mesilisini dunyagha anglitishta we hindistanda uyghur mesilisi heqqidiki yighin paaliyetlerni élip bérishning tunji qedimi bésilghan muweppeqiyetlik bashlinish dep qaraydighanliqini bildürdi.

Yuqiridiki awaz ulinishidin söhbetning tepsilatini anglaysiler.