Uyghur Ejdadliri Tarixta Yaratqan Yette Keshpiyat We Uning Ilmiy Asasliri

uyghur-tarixidiki-huner-texnika-qurban-weli.png

Musteqil tetqiqatchi qurban weli yéqinda tamamlighan «uyghur tarixidiki hüner-Téxnika: yette keshpiyat» namliq ilmiy emgek (2014-Yil, washinggton)

RFA/Qutlan

Uyghur ejdadlirining uzaq tarix jeryanida bayqighan we keship qilghan ixtiralirining insaniyet medeniyet tarixigha öchmes töhpilerni qoshqanliqi hemmige ayan.

Arxéolog we qedimki yéziqlar tetqiqatchisi qurban weli ependi özining yéqinda tamamlighan «uyghur tarixidiki hüner – Téxnika: yette keshpiyat» namliq ilmiy emgikide bu heqte sistémiliq melumat berdi.

U ziyaritimiz jeryanida uyghur ejdadliri öz tarixida yaratqan köpligen hüner – Téxnikiliri we ixtiraliri ichidin wekillik xaraktérige ige 7 keshpiyat heqqide toxtilip ötti. Bular metbe, qeghez, gilem, kön, kariz, iger we top (zembirek) qatarliqlar bolup, ular insaniyet medeniyet tarixida intayin muhim orun tutup kelgen.

Qurban weli ependi uyghur ejdadliri yaratqan yette keshpiyatning birinchisi süpitide metbe téxnikisini tilgha aldi we uning uyghur medeniyet tarixidiki alahide orni toghriliq pikir bayan qildi.

Melumki, qeghezning keship qilinishi insaniyet medeniyet tarixidiki dewr bölgüch ehmiyetke ige weqe. Xitaylar uzaqtin buyan qeghezni öz tarixidiki 4 chong keshpiyatining biri dep dawrang sélip kelgen bolsimu, emma qurban weli ependi uyghur ejdadliri turpan we lopnorda kendir gholidin yasighan qeghezning xitaydiki seylun ijat qilghan qeghezning yil dewridin az dégende 100 yil burunluqini eskertidu. Shuning bilen bir waqitta yene u, uyghur ejdadliri yaratqan qedimki ulugh keshpiyatlar ichide kariz téxnikisining dunyada az körilidighan medeniyet hadisisi ikenlikini tekitleydu.

Tetqiqatchi qurban weli budapéshtta échilghan hon qurultiyida
Tetqiqatchi qurban weli budapéshtta échilghan hon qurultiyida

Qurban weli ependi yéqinda tamamlighan «uyghur tarixidiki hüner – Téxnika» namliq ilmiy emgikide gilemning uyghur ejdatliri teripidin tarixta eng burun toqup chiqilghan yéngiliq ikenlikini ilgiri süridu.

Arxéologiyelik tépilmilar we tarixiy xatiriler kön – Xirum téxnikisi bilen igerning yasilishini merkiziy asiya xelqlirining ijadiyiti dep testiqlaydu. Qurban weli ependimu öz tetqiqatida ilmiy pakitlar arqiliq kön – Xirum téxnikisi bilen igerning yasilishining uyghur ejdadlirining ijadiyitige mensupliqini tilgha alidu.

U axirida top, yeni qedimki zembirekning keship qilinishi we jenglerde ishlitilishide uyghur ejdadliriningmu mueyyen ölüshining barliqini, tarixta mongghullarning yawropagha qilghan yürüshide uyghur zembireklirining muhim rol oynighanliqini alahide tekitleydu.(Qutlan)
2015-01-27

Tepsilatini awaz ulinishtin anglighaysiz.

Advertisements

Turghunjan Alawudun: Aherqi Türkistandiki Qarshiliq Heriketliri Tinchliqni Eslige Keltürüsh Herikitidur

Muxbirimiz shöhret hoshur
2016-05-26
Turghunjan-alawudun-rfa.jpg

Dunya uyghur qurultiyi diniy ishlar komitéti mudiri turghunjan alawudun erkin asiya radiyosini ziyaret qildi we muxbirimizning ziyaritini qobul qildi. 2016-Yili 26-May, washington.

RFA

Dunya uyghur qurultiyi diniy ishlar komitéti mudiri turghunjan alawudun bügün muxbirimizning ziyaritini qobul qilip, uyghur rayonida dawam qiliwatqan xitayning atalmish diniy esebiylikke qarshi heriket dolquni heqqide pikir bayan qildi.

Yéqinqi yillardin béri uyghur rayonida yüz bergen qarshiliq heriketlirining köpinchisining térrorluq bilen héchqandaq alaqisi yoqluqni tekitligen turghunjan alawudun ependi, bu heriketlerning mahiyette uyghur rayonidiki xitay ishghaliyiti bilen teng buzulghan tinchliqini eslige keltürüsh herikiti ikenlikini eskertti.

Yuqiridiki ulinishtin muxbirimiz shöhret hoshurning dunya uyghur qurultiyi diniy ishlar komitéti mudiri turghunjan alawudun bilen ötküzgen söhbitini anglaysiler.

URUMÇİ’DEN GERİ ÇEVRİLEN TOSUN : ÇİN,TÜRK KAFİLESİNE TERÖRİSTLER GİBİ DAVRANDI

Türk dünyasına yönelik ilmi ve fikri çalışmaları ile tanınan  ve Ülkemizin en köklü Sivil Toplum kuruluşlarından Türk Ocaklarının İpek Yoluna Yolculuk adı ile organize ettiği Doğu Türkistan gezisine katılan Türk Turist kafilesi   21 Mayıs 2016 Cuma günü ülkeye girişleri engellenerek Türkiye’ye geri yollanmıştı. Bu gezi’nin organizatörlerinden  Sayın Kadir Tosun Özgür Asya radyosu  Muhabiri Erkin Tarım’a geziyi ve  Urumçi hava alanında  yaşadıkları ile  Çinlilerin kendilerine  yaptıkları baskı ve zulmü anlattı. Kadir  Tosun “ Çin Polisi, Türk kafilesine terörist muamelesi yaptı ve Teröristler gibi davrandı.” açıklamasında bulundu. 

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi(UYHAM)

Çin,Türk Kafilesini Kendilerinin  Uygurlara yaptığı Zulmü Görmemizi engellemek için Ülke’ye Almadı
Biz Çin ile 2014 yılında yapılan karşılıklı seyahat anlaşmasına göre 10 ay önce Doğu Türkistan’a kafile halinde bir turistik gezi düzenlemeye karar verdik.Toplam 46 kişi müracaat etti.Daha sonra 23 kişi Çin’in Doğu Türkistan’daki baskı,zulüm,asimilasyon ve soykırım uygulamalarından çekinerek daha sonra vaz geçti. Kalan 23 kişi’nin  8’i normal pasaportuna Çin Konsolusluğu vize vermedi.Kalan 15 kişi vizeden muaf olan yeşil Pasaport sahibi olduğu için vize sorunu yoktu.21 Mayıs Cumartesi İstanbul’da Çin Hava yolları uçağı ile Urumçi’ye doğru yola çıktık ve Doğu Türkistan’a salimen vardık. Urumçi hava alanında Pasaport kontrol noktasına geldiğimizde Çin polisi pasaportlarımıza el koydu ve bizi bir odaya hapsetti.İçimizde Bakanlıklarda yüksek dereceli devlet Memuru arkadaşlarımız olmasına rağmen, Çinliler bize çok kaba ve insanı olmayan şekildeve  teröristler gibi muamelede bulundular .Yaklaşık 2 saat sonra bizi ülke’ye alamayacaklarını ve Bişkek Uçağı ile ülkeden göndereceklerini bildirdiler.Biz Bişkek’e gimeyi  kabul etmedik.Derhal pekin Büyükelçiliğimize telefon ederek durumu bildirdik.Ancak,Cumartesi resmi tatil olduğu için Çin Dış işlerinde kendilerine muhatap yetkili bulamadıklarını söylediler.Büyükelçiliğimizir girişleri sonuçsuz kaldı.Çin’in bizi ülkeye alamamasının gerçek nedeni bizlerin DOğu Türkistan’daki Çin baskı,zulüm ,assimilasyon ve soykırım uygulamalarını  bizzat görmemezi engellemek ve gördüklerimizi Türkiye ve uluslararası topluma anlatmamızdan çekinerek korktular .


Rehberimizi tanıyan bir Uygur genci onu görmek  için Hava alanına geldi. Ancak, Çin polisi onun kimliğine el koyarak götürdü. Daha sonra onu  serbest bıraktıklarını kapı’ya gelerek bize el sallayarak veda etmesinden anladık.
Türkiye’deki  Turizm Acentası adına Urumçi’de bizlere rehber olarak giden Mehmet Aydın’ın Urumçi’de yaşayan ve daha önceden tanıştığı bir Uygur genci kendisini karşıılamak için yanımııza gelmek isterken Çin polisi kendisini yakaladı.Çinli komutan yanına bir polisi alarak onun   kimliğine el koyarak sıkıştırarak götürdüklerine bizzat şahit olduk.Onun akibetinden ciddi şekilde endişe  ettik ve çok de üzüldük. Ancak,bir süre sonra tekrar kapı’ya gelerek bize el sallayarak veda etmesinden serbest bırakıldığını anladık. Urumçi hava alanında kaldığımız ve dışarıya çıkmamıza izin verilmeden tutulduğumuz 10 saat içinde sadece hava alanında şahit olduğumuz bu  hadise  bile  Doğu Türkistan Türklerine Çin baskı,zulüm ve işkencelerinin boyutları hakkında açık ip uçları veriyordu.  Bu durumdan son derece etkilendik ve çok de üzüldük. Allah Taala’a  Uygur Türkü Kardeşlerimizin  esaretten ve zulümden bir an önce kurtarması  için dua ettik.

Türk Kafilesi Urumçi
” Türk Ocakları Derneği Üyesisiniz.” diyerek  Bizi  Ülkeye Alamayacaklarını Söylediler.
Çinliler,bize Açıkça Sizler Türk Ocakları Üyesisiniz.Bu nedenle sizi Ülkeye alamayız.dediler.Halbuki içimizde sadece bir; Osman Oktay arkadaşımız Türk Ocakları üyesi idi.Ayrıca,Türkiye’deki bir Derneğe üye olmak nomalde Çinlileri alakadar etmemesi gerekir.Ama Çin hak hukuk ve kanun tanımadığı için bu haksızlığı ve zulmü bize yaptı. Bu suçlama bile Çin’in insan hakları ve hukuk’a ne kadar yabancı olduğunu göstermeye yeter ve artar bile. diye düşünüyorum.

Çinlilerin Bize Davranışları  Saatler İlerledikçe Kaba Ve  Sertleşiyor.
Daha sonra bizi hapsettikleri odadan çıkardılar ve hepimizi bir yere topladılar. Her kişinin başına bir Polisi nöbetçi olarak diktiler.Tuvalete giderken bile Polisler nezaretinde gittik ve tuvalet kapısında nöbet tuttular.Bize adeta Terörist muamelesi yaptılar.Halbuki Çin’in bize yaptığı bir devletin yapacağı bir davranış değildi. Bize yapılanlar düşmanca ve hak ve hukuk tanımaz teröristlerin yaptığı ile aynı idi. 10 saat Urumçi Hava alanında Çin işkencesinin envai çeşidine şahit olduk. Çinlilerin bize yaptıkları Uygur Türkü Kardeylerimize yapılan Çin zulmünün boyutu hakkında sanırım bir fikir verir. Turist ve misafir olarak geldiğimiz bu ata topraklarında işgalcı Çinliler  bize bunu yaparsa Uygur Kardeşlerimize neler yapmazlar ki ? Allah onlara yardım etsin. Ertesi gün Alma-Ata uçağı’nna binerken bütün eşyalarımızı tekrar aradılar.Ayrıca bizi de mahrem yerlerimize kadar aramaya tabi tuttular.
Çinliler Türk-Çin dostluğuna  ve karşılıkılı anlaşmalara uymadılar ve bu anlaşmaları Urumçi Hava alanında bozduklarına şahit olduk. İmzalarını çiğnediler ve T.C.Cumhuriyeti devletimize Saygı Göstermediler ve Bizi Urumçi’den Kovdular.

Stratejik Ortaklık ve Türk-Çin Dostluğu Sadece Parlak Bir Slogan’dan İbaret

Çin her vesile ile Türk-Çin dostluğu ve stratejik işbirliği-İpek yolunun yeniden canlandırılması ipek yolu rüyası vebenzeri parlak sologanları öne sürerler.Ancak.Çin bize yaptığı bu insanlık dışı zulüm,Teröristlere has davranışları ile bu slogan ve resmi söylemlerin sadece parlak bir slogan’in arkasına giizlenmiş bir yalanve anlaşmaların ise,  sadece kağıt üzerinde kaldığını  gerçekte ise, dostluk ve iyi ilişkilerin hiç olmadığını  böylece göstermiş oldular.Çin iki ülke arasında anlaşmalardan doğan haklarımıze çiğnedi .Vize muafiyeti anlaşmasına riayet etmedi.Böylece  yalanların arkasına gizlenen gerçek yüzünü Urumçi’de göstermiş oldular.

URUMÇİ’DEN GERİ ÇEVRİLEN TOSUN : ÇİN,TÜRK KAFİLESİNE TERÖRİSTLER GİBİ DAVRANDI

URUMÇİ HAVA ALANI’NDA ONURU ÇİĞNENEN SADECE 15 TÜRK VATANDAŞI DEĞİLDİR

mehmet-emin-.-1-217x300

 

Mehmet Emin HAZRET

Ata yurdumuz, Doğu Türkistan’a turistik seyahat amacı ile 21 Mayıs 2016 tarihinde Çin hava yolları uçağı ile Urumçi’ye inen 15 Türk vatandaşının  pasaportuna el konularak 10 saat polis gözetiminde  tutulduktan sonra, Kazakistan uçağı ile Almataya  sınır dışı ettiğini basından öğrenmiş bulunuyorum. Olay  çok üzücü. Washington merkezli “ Hür Asya” radyosu Uygurca yayından turist kafilesi içindeki Kadir tosunun sesinden,Türk turistlere Çin polislerince “ terörist” muamelesi yapıldığını,tuvalette bile başında jandarma bulunduğu, kontrol edilirken mehrem yerlerine kadar arama yaptığını anlatıyor. Hatta, onları karşılamaya gelen Uygur rehber genci bile Çin polisleri tartaklayarak  tutuklayıp götürdüğünü görmüşler.

Çin’in  Türk turistleri ülkeye sokmama gerekçesi, onların “Türk Ocakları” üyesi olmaları imiş. Kadir Tosunun aktardıklarına göre aralarında tek bir kişi Türk ocakları üyesi imiş. 15  kişinin hepsi yeşil pasportlu, devletin çeşitli kademelerinde çalışan veya emekli   devlet üst düzey devlet memuru olan saygın Anadolu insanlarıdır. Sadece  atalırın yurduna olan merakları  ve Doğu Türkistanlı Kardeşlerine olan sevgilerinden  dolayı Uygur kardeşlerini ve onların yaşadığı toprakları görmek istemişler.

Yeşil pasaportun vizesiz olması konusunda Türkiye- Çin arasında anlaşma bulunmaktadır. Yeşil pasaportlu Çin vatandaşlarının Türkiye’ye vizesiz girebildikleri  gibi, yeşil pasaportlu Türk vatandaşlarının da Çin’e vizeden muaf olarak   girebileceğini zanneden  kural bilir ve ahlak sahibi Anadolu insanları, Çin’in ahlak ve kural tanımaz yüzünü Urumçi hava alanında açık ve net olarak görmüşlerdir.

Çin komünist parti 67 senedir Çin’i ve işgalı altıında tuttuğu Doğu Türkistan,Tibet ve Güney Moğolistan başta diğer sömürdüğü ülkeleri hak-hukuk ve adalete, yasalara  göre değil, ÇKP.’nin gücüne dayanarak yönetmektedir. İşgalcı Çin, Doğu Türkistan Türklerine karşı hiçbir zaman iyi niyet beslememiştir. Çin yönetiminin, Uygur topraklarını Uygur toplumundan kıskanması gibi  müzmin ve genetik  hastalığı  gün geçtikçe bastırılamayacak derecede etnik nefret, Han şövenizmi temelli etnik öfkeye dönüşmüştür. Türk turistlere bu nefret, öfkenin sadece hafif bir rüzgarı  olarak yansıtılmıştır.

İnsan onuru her şeyden önce gelir. İnsan onuru saygıdan beslenir. Aşağılanmış insan, onuru zedelenmiş insandır. Urumçi Hava alanında  sadece 15  Türk turistin onuru aşağılanmamış, Türkiye Cumhuriyeti devletinin onuru de zedelenmiştir. Ve Çin bun aşağılık  tavrı sergilerken, bunun bilerek ve bilinçli olarak  yapmıştır.  Türk turist kafilesi mensuplarına reva görülen bu olay bile Doğu Türkistan Türklerinin onurunun  67 seneden beri  Pekin’in Cung nanhaey sarayının karanlık odalarında  oturan ÇKP.’nin mültimilyarder Kodaman-Diktatörleri   tarafından  çiğnendiğini ve ayaklar altına alınarak nasıl  aşağılanmakta olduğununa  küçük bir örnektir.

Ben  Lisans üstü eğitimimi Çinin başkenti Pekin’de yapmış bir insanım. Urumçi’deki çalışma imkanım ve aile hayatım iyi konumda idi. Ancak, aziz halkımın Çinlilerin gözünde insan olarak görülmediğinin farkındaydım. Hatta Urumçi’deki  Uygur Türklerinin kanından  beslenmeye alışmış Çin  işgal ve sömürü yönetimi, Uygur toplumunu “iki ayaklı, ancak, konuşabilen hayvan sürüsü” olarak görüyordu ve ona göre davranıyorlardı.  Bir avuç Uygur “eliti”ni iyi besleyerek yanında tutarak onları  Uygur Türklerini ezmek ve aşağılamak için maşa olarak kullanıyorlardı. Bütün  aklı fikri,zihni ve derdi günlük geçim ve hayatta kalabilme  mücadelesi  çemberi için sokulan Uygur toplumunun mutlak çoğunluğu kendilerinin, Çinlilerin gözündeki yerini ve karanlık geleceğini anlayabilecek olgunlukta değildi. “Uygur elitleri” olarak sayılan bu maşalar,baskı,zulüm ve sömürü aracı olarak seçilme şansından memnundu. Kuzu’yu, kurdun saldırısından korumak koyunun elinde  olmadığı  gibi, mazlum, çaresiz ve aciz öz halkımı güçlü düşmandan koruyabilmem imkansızdı. Ben halkımın  onurunu korumaya çalışan bir ferdi, bir vicdan sahibi, bir şair- yazarı  olarak,Uygur toplumunun  çekmekte olan acıları dış dünyaya anlatmak amacı ile 1989 da  kökünden koparılmış fidan gibi eşim ve yavrularımı alıp Türkiye’ye sığındım. 28 Senedir  elimden geldiği kadar, İşgalcı Çin’in bu dünya’da cehenneme çevirdiği güzelim yurdum  Doğu Türkistan’ı  ve  Çin’in bu cehenneminde yanarak  kavrulmakta olan sevgili halkımın dadu- feryatlarını duyurmaya çalışıyorum.

Türkiye’ deki bazı  muhafazakar ve  Milliyetçi aydın  dostlarımız Çin’in Doğu Türkistan’da yaptıklarını anlattığımızda bize   anlattıklarımızın mübalağalı olduğunu söyleyerek bize  şüphe ile bakıyorlar .İyi niyetli bazı dostlarımız  bize hep şöyle tavsiyelerde bulunuyorlar ; “ Çin çok büyük ve çok güçlü ülke. Bugünkü esaret durumundan kurtulmanız mümkün gözükmüyor. Çinlilerle anlaşarak haklarınızı ve kendi milli değerlerinizi koruyarak, onlarla beraber yaşamanız daha akılcıdır.”

Ben de bu değerli dostlarıma verdiğim   cevabı siz değerli okuyucularım  ile paylaşmak istiyorum ;  Çinliler ile beraber yaşamak istemeyen aslında biz değiliz. Pekin’in bir gizli ajandası vardır. Doğu Türkistan topraklarında yaşayan Türkleri ve hatta onlara ait  bütün canlı cansız  tüm varlıkları ; insanları,onların yaşadıkları evlerini,tarihi camilerini,şehir ve köylerini ve onların adlarını  dikili ağaçlarını,dağlarını taşlarını ve  Türkleri hatırlatacak  ne varsa canlı cansız her şeylerini  tamamen dönüştürerek,adlarını değiştirerek,yakarak,yıkarak ve toptan imha ve soykırım yaparak  yok etmek sureti ile bu toprakların yer üstü ve yer altı kaynaklarını ebediyen sahiplenmek. Bu topraklarda sadece etnik Çinlilerin sorunsuzca  yaşayacakları   bir yaşam alanı  yanı ÇİN VATANI yaratmak istemektedir. ÇKP.yönetimindeki Çin devleti, bu nihai planını  gerçekleştirmek isterken, başta sözde Çin Halk Kurtuluş Ordusu(!)’nun  bebek,çocuk.kadın  ve masum sivilleri acımasızca katletmekten çekinmeyen  “kahraman” Cenkçileri(!)  başta bütün devlet gücü ve imkanlarını bu yönde kullanmaktadır. Bu projesini   değiştirmeden, şaşırmadan, azimle ve   binbir türlü  Nazi usulü  Çin faşizmi disiplini ve yöntemi  içinde gerçekleştirmeyi sürdürmektedir.

Bizler ; Müslüman  Uygur Türkleri  olarak ;  ÇKP.nin hak – hukuk tanımaz kibirli faşist ruhlu yönetimine ” Siz  Çinliler ile beraber yaşamak istiyoruz.Lütfen bu isteğimizi kabul ediniz.”  diye yalvarsak bile, Çinliler  bu  talebimizi kesinkes  ret edecekler ve etmektedirler de. Bu topraklarda sadece kendileri; Yanı etnik han Çinililerinin ancak, yaşaması gerektiğine çoktan karar vermişlerdir. Bu ve benzer hakikattan yoksun bu fikrin savunucuları ; Ayakta uyuyan Doğu Türkistanlı  kardeşlerimiz ve   bu derin uykunun mahmurluğu ve sahte huzuru  sayesinde  bu bilgisiz ve cahilce  yanılgı içinde olan   Türkiye’li  Soydaşlarımız  bu son  hadiseden sonra tekrar bir kez daha  düşünmelidirler.

Türk Kardeşlerimiz, Çinlilerin  uzun vadeli hedeflerini gerçekleştirmek için    kullandığı “ Kurbağa Pişirme” yöntemine  özellikle dikkat etmelidirler.

Bugün Doğu Türkistanda 200 binden fazla Uygur siyasi tutuklu ceza evlerinde işkence görmekte  ve ölümlerini beklemektedirler. Onların içinde Urumçi 2.nolu ceza evinde  Uygurların vicdanı Uygur bilim insanı Doç. Dr. İlham Tohti de bulunmaktadır.  Pekin Merkezi Milletler Üniversitesi öğretim görevlisi olan Doç.Dr. İlham Tohti 20  yıl süre ile Doğu Türkistan’da  Çin anayasası ve Çin’in s  Bölgesel Özerklik  yasasının uygulanması için mücadele etmiştir. Ancak,ÇKP.yönetimi  Dr.Tohti’nin bu tamamen yasalar içinde kalarak verdiği barışçıl talep ve isteklerine  hiç bir tepki vermemiş ve  sürekli olarak   Uygurların bu cesur sesine   kulaklarını  tıkamıştır.

Bunun sonucunda Dr.Tohtı  ÇKP.Diktatörlerine;  “ Anayasa,bir  devletin namusudur. Kendi anayasasını çiğneyen devlet, kendi kızının ırzına geçen babadan farksızdır.” Diye haykırmıştır.  Bu tarihi çıkışa karşı çıldıran  ÇKP.diktatörleri ,  onun üzerine asker ve polislerini salarak   onu Pekin’deki evinin içinde eşi ve küçük yavrularının korkulu ve dehşet bakışları arasında 70 yaşındaki Annesi Nasiphan Ana ile birlikte,insanlık dışı  davranarak,tartaklayarak,yere yatırarak ellerini arkadan kelepçeleyerek 15 Ocak 2014’te tutuklamıştır. Daha sonra hukuksuz ve ÇKP.emrindeki sözde Çin Mahkemesinde 23 Eylul 2014’te Urumçi’de yargılayarak  ömür boyu hapis cezasına çarptırmıştır.    İşgalcı Çin yönetiminin insanı haklarını  ve  anayasal  hukuklarını  arayanlara reva gördüğü ceza  işte budur.

Uygur Kardeşlerimize manevi olarak destek vermek için büyük fedakarlıklara katlanarak Doğu Türkistan’a giden ve Urumçi hava alanında  Çinlilerin  kabalık, baskı ve işkencelerine maruz kalan ,  onurları  çiğnenen Türk kardeşlerime teşekkür ediyor ve geçmiş olsun dileklerimi  sunuyorum.

Doğu Türkistan’da özellikle başkent Urumçi’de PKK.lıların kök salmasını sağlayan , iş adamı ve tüccar görünümlü bu bozguncuları maddi olarak besleyen,destekleyen ve koruyan  ve  Doğu Türkistan topraklarında  ticari ağ kurmasına gönüllü olan  İşgalcı  Çin asker ve polisinin, Türk turist Kafilesine   kaba, gaddar ,   kin ve nefret dolu davranması, diplomatik kural ve nezakete tamamen aykırı bir şekilde     sınır dışı etmesi gerçekten üzücüdür ve onur kırıcıdır.

İnancımıza göre , her  işte bir hayır vardır. Bu  olayın, Anadolu’muzun yüreği şefkat ve merhamet dolu Ensar ruhlu  insanlarının, Uygur  Türkü kardeşlerinin acılarını  bir kez daha yakından görmelerine ve hissetmelerine  yardımcı  olmuştur,  diye düşünüyorum.

 

URUMÇİ HAVA ALANI’NDA ONURU ÇİĞNENEN SADECE 15 TÜRK VATANDAŞI DEĞİLDİR

 

 

UNPO Announces European Parliament Conference: Does China Want Real Ethnic Harmony? Professor Ilham Tohti in Perspective

The Unrepresented Nations and Peoples Organisation (UNPO), in coordination with the Ilham Tohti Initiative and the Society for Threatened Peoples, will be convening a conference entitled “Does China Want Real Ethnic Harmony? Professor Ilham Tohti in Perspective” at the European Parliament in Brussels. Hosted by Mr Ilhan Kyuchyuk MEP (ALDE), the event will draw attention to the imprisonment of Professor Ilham Tohti, as well as to the ever-increasing suppressive policies of the Chinese Government towards the Uyghur people. 

European Parliament | Brussels, Belgium

25 May 2016 | 15:30 – 17:30 | Room A5G-1

 

A renown Uyghur economist, writer and professor, Ilham Tohti has worked peacefully to build bridges between ethnic communities in accordance with Chinese laws, focusing his research and advocacy on improving relations between Uyghurs and Han Chinese. However, in September 2014 Tohti was imprisoned for life without a fair trial, which sends the message that there is no longer room in China for an outspoken moderate. Since then, his case has attracted the support of several international human rights groups. For instance, In 2014, Tohti’s courage in the face of adversity for the right to freedom of expression was recognized by the prestigious PEN/Barbara Goldsmith Freedom to Write Award.

Against this challenging background, the conference will invite high-level panellists with a twofold objective: to raise awareness of the overall situation endured by Uyghurs in China – especially precarious following Beijing’s ‘anti-terror’ policies passed in 2001 – and to gather international support for the case of Ilham Tohti. The event will bring together academics, human rights experts, policy-makers and members of the Uyghur diaspora and will be open to anyone interested in the global struggle for freedom and justice.

Register by filling in this form before 20 May 2016.

——————————————————————————————————————-

For media enquiries please contact Johanna Green (j.green@unpo.org)

UYGUR TÜRKLERİNİN ANA DİLLERİ İLE EĞİTİM HAKKI VERİLMEDEN YAPILAN ”KUTADGUBİLİK’ÇALIŞMALARI SADECE BİR GÖZ BOYAMA OLUR.

ÜNLÜ TÜRKOLOG Prof.ERCİLASUN :

-UYGUR TÜRKLERİNİN ANA DİLLERİ İLE EĞİTİM HAKKI VERİLMEDEN YAPILAN ”KUTADGUBİLİK’ÇALIŞMALARI SADECE BİR GÖZ BOYAMA OLUR

turkiye-qutatqubilig-elan.jpg

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi (UYHAM)
Bugünkü Doğu Türkistan topraklarının da içinde bulunduğu  ve  Kaşgar merkezli  Karahanlı Türk devletinin Saray Başdanışmanı ünlü düşünür ve hukukçu Yusuf Has Hacip’ın 11.yüzyılda yazdığı Kutadgubilik adlı felsefevi eserin tarih içindeki araştırmalarını konu alan “Kutadgubilik’i Araştırtırımaları Tarihi” adlı kıtabın tanıtım toplantısı Ankara’da yapıldı.
Başbakanlık,Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı, Kırkkale Üniversitesi ve Urumçi Maliye-İktisat Üniversitesi’nın ortaklaşa düzenlediği Kutadgubilik Araştırımaları Tarihi Sempozyumu Urumçi Maliye – İktisat Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Gülnisa Cemal ile Kırkkale Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Cemal Kafkasyalı ortaklaşa organizesinde gerçekleştirildi.
Toplantı’ya konu olan Kutadgubilik araştırmaları tarihi kitabı, bir iş planı çerçevesinde hazırlanmış olup,kitapta Kutadgubilik hakkında Türkiye,Türkistan Cumhuriyetleri,ABD.AB.ülkeleri,Çin ve dünyanın diğer ülkelerinde yürütülen çalışmalar yer alıyor.Bu çalışmalara ait istatistiki bilgiler ile çeşitli  tahliller yer alıyor.Kitap Türkçe,İngilizce ve Çince olarak hazırlanmıştır.
Sempozyum’a Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanı Kudret Bülbül,Kırkkale Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Ekrem Yıldız,TBMM.Türkiye Çin Dostluk Gurubu Başkanı AK partı Milletvekili Ravza Kavakçı  Kan,Prof.Dr.Reşat Genç, Azerbaycanlı Türkolog Prof.Dr. Kamil Veli Nerimanoğlu,Japon Türkolog  Prnof.Dr.Suziki Tadaşi Dr.Peter Zeami ile ile Çinli  Prof.Dr.Hu Fencou de katılarak birer konuşma yaptılar.


TBMM.Türkiye – Çin Dostluk Gurubu başkanı Ravza Kavakçı yaptığı açıklama’da şunları şöyledi ; “ Türk-İslam kültür ve medeniyetinin çok önemli eserlerinden biri olan Kutdgubilik’a ait ait böyle çalışmaların Türkiye – Çin ilişkilerinin gelişmesine çok büyük katkı sağlayacaktır.”dedi.

Kutadgubilik Araştırmaları tarihi kitabının tanıtım toplantısının ilki 11 Mayıs’ta Ankara’da ve 12 Mayıs 2016’de ise,Kırakkale Üniversitesi’nde gercekleştirildi.

Özgür Asya radyosuna bu toplantı’yı değrendiren Hacettepe Ün.Tarih bölümü öğretim üyesi Doç.Dr.Erkin Ekrem şöyle konuştu , “ Çin kendi politikaları için yararlı olabilecek bu tür her çalışmayı büyük bir iştahla hemen yapar. Kutadgubilik çalışmaları Çin’de 20 yıldır yapılmaktadır.Ancak bu çalışmaların Türkiye-Çin ilişkilerinin  gelişmesine hiçbir yararı olmamıştır.Ayrıca Çin yönetimi bu eserleri Çin ulusunun meydana getirdiği  eserleri olduğunu iddia ederek sahiplenmek istemektedir. Bu tür çalışmalar daha çok yapılabilirse Uygur Türklerinin kültür ve medeniyetinini tanınmasına yararlı olacağını düşünüyorum.”şeklinde konuştu.


Ünlü Türkolog Prof.Ercilasun : UYGUR TÜRKLERİNİN ÖZ DİLİNİ ÖĞRENME HAKKI VERİLMEDEN YAPILAN ”KUTADGUBİLİK’İ ARAŞTIRMA ÇALIŞMALARI ANORMAL VE SADECE BİR GÖZ BOYAMA OLARAK KALIR.
Hacettepe Üniversitesi emekli öğretim üyesi ve Türk Dil Kurumu eski başkanı,Türkiye’nin ve dünya’nın önde gelen Türkoloğlarından biri olarak kabul gören  Prof.Dr.Ahmet Bican Ercilasun bu toplantı’yı Özgür Asya Radyosuna değerlendiririken şunları ifade etti. “Bu ölmez, silinmez ve yok edilemez Divanu Lugati Türk ve Kutadgubilik  başta Türk tarihi  ,kültür ve medeniyeti’nin önemli eserlerin varisleri ve sahipleri olan Uygur Türklerine kendi ana dilleri olan Uygur Türkçesi ile eğitim ve öğretim hakkı verilmeden yapılan bu tür çalışmalar göstermelik çalışmalar   olarak kalacak ve bu çalışmalar bir göz boyamadan ibaret olacaktır.  Ayrıca, bugün Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklerinin temel insani hak-hukuku,en başta kendi öz ana dilleri olan Uygur Türkçesi ile eğitim ve öğretim yapmaları hakkı verilmemesi,iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine hiçbir katkı sağlamayacağı açıktır.Eğer Çin devleti Türklerin tarihini bu ve benzeri tarihi miraslarını araştırırsa bunu makul bir şekilde karşılıyoruz. Türkiye- Çin karşılıklı ilişkilerinde ve kültürel münasebetlerde bu tarihi abidelerin mirasçıları ve sahipleri olan Uygur Türklerini köprü olarak görmek istiyorlarsa  temel insanı ve yasal hakları ile bu hakların en başta gelenlerinden en önemlisi olan kendi ana dilleri ile eğitim öğretim hakkınını verilmemesi ilişkilerin gelişmesinin önündeki en büyük engel olduğunu düşünüyorum.Uygur Türklerinin kendi ana dilleri olan Uygur Türkçesi ile eğitim öğretim yapma hakkı verilmeden yapılan bu tür çalışmalar ve toplantılar sadece bir  göstermelik çalışma  ve göz boyamadan ibaret olarak kalacaktır. ” dedi.
Türkiye Uygurların Haklarının verilmesi konusunda Çin’e Baskı Yapmalı
Ünlü Türkolog Prof.Ercilasun,Türkiye’nin  ikili ve karşılıklı ilişkilerde Uygur Türkü Kardeşlerimizin bu   temel insanı haklarının verilmesi konusunda Çin’e baskı yapması  gerektiği belirterek değerlendirmesini şöyle sürdürdü ; “ T.C.Yetkililerimiz Çin yönetimine şu hususu açıkça söylemeli ,siz madem DLT.ve KB.ve benzeri eserlerin varisleri ve sahipleri olarak Uygur Türklerini görüyor ve kabul ediyor ve söylüyorsunuz, Uygur Türklerinin kendi ana dilleri olan Uygur Türkçesi ile eğitim ve öğretim yapma haklarını niçin vermiyorsunuz ? Bu haklarını veriniz,demelidir. “şeklinde konuştu.

ÜNLÜ TÜRKOLOG Prof.ERCİLASUN : UYGUR TÜRKLERİNİN ANA DİLLERİ İLE EĞİTİM HAKKI VERİLMEDEN YAPILAN ”KUTADGUBİLİK’ÇALIŞMALARI SADECE BİR GÖZ BOYAMA OLUR.

 

MİLLİ GAZETE : MÜSLÜMAN TÜRKİSTANLILARA KARŞI “40 BİN KERE REZALET “

10424327_916978291648765_2816800498775424004_n

Ulusal basınımızın önde gelen Muhafazakar ve islamı içerikili Gazelerindern MİLLİ GAZETE’de flaş haber olarak yer alan bir haber-yorumda çoğunluğu Türkistan Coğrafyasında yaşayan Müsülüman Türkler olmak üzere toplam 40 bin kişi’ye Türkiye’nin ülkeye giriş yasağı koyduğu bilgisi yer aldı.Köklü Değişim Dergisi’nde de yer verilen bu haberde Listede yer alan ve G-87 ve G-89 kodları ile belirtilen uygulamaların daha çok Türkistanlı Müslüman Türklere uygulandığı de belirtildi.

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi(UYHAM)

Dış kaynaklı istihbarat birimlerinin yaptığı fişleme sonucunda, Türkiye’nin 40 bin kişiye ülkeye giriş yasağı koyduğu ortaya çıktı. İsrail kaynaklı istihbaratın Türkiye’de uygulamaya sokulması büyük bir skandala neden oldu. Bunlar arasında İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım ve yönetim kurulu üyesi Osman Atalay’ın da yer aldığı Türk vatandaşları da bulunuyor. Yine Mısır’daki İhvan-ı Müslim, Tunus’taki Nahda Hareketi, Filistin’deki Hamas yöneticilerinden de çok sayıda yasaklı bulunuyor.

ONBİNLERCE KİŞİNİN FİŞLENDİĞİNDEN HABERİ BİLE YOK…

İslami çalışmalarıyla tanınan Müslümanlar, G-89 kodu ile teröristmiş gibi damgalanıyor. Böylece o kişiler, vatandaşı olsalar dahi Türkiye’ye giremiyor. Yabancı ülke istihbaratlarından gelen ‘yanlış’ bilgiler doğruluk süzgecinden geçirilmeden uygulamaya konuluyor. Bülent Yıldırım ve Osman Atalay, bürokrasideki kendileriyle ilgili hatayı düzeltmiş olsa da hâlâ Türkiye’ye girişlerinin yasak olduğunu dahi bilmeyen on binlerce kişi bulunuyor.

G-87 ve G-89 kodları daha çok Türkistanlı Müslüman Türklere Uygulanıyor

Listede yer alan isimlere G-87 ve G-89 kodları verdikleri tespit edildi. G-89 kodunun, her türlü terör eylemi yapabilir anlamına geldiği belirtilirken, listedeki herkesin IŞİD’le bağlantılıymış gibi lanse edildiği ifade edildi.

Geçtiğimiz 13 Mayıs Cuma günü Köklü Değişim dergisi’nin, Holiday Inn İstanbul City Otel’de “Rusya ve Çin Zulmüne Terkedilen Türkistan” başlıklığı altında düzenlediği bir Konferans’ta Türkistan Müslümanların sorunları ayarınıtılı şekilide ele alınmış ve Uzmanlar,Hukukçular ve STK.Temsilcileri tarafından bir çok çözüm yolları ortaya konulmuştur.

Kaynak : Milli Gazete / Timuçin Mercanoğlu 17.05.2016

Uyghuristan Kultur Zentrum e.V.'s photo.