ANAYASA MAHKEMESİ’NİN ABDULKADİR YAPÇAN HAKKINDAKİ ARA KARARI AÇIKLANDI

yapcan-bayrak

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi(UYHAM)
2002’den beri BM.Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin  kendisine tanıdığı mülteci statüsü ile Türkiye’de yaşıyor iken, 31 Ağustos 2016’te gözaltına alınan Abdulkadir Yapçan hakkında Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri’nin Çin’e veya bir başka 3.bir ülkeye gönderilemeyecği yolundaki kararı ile İstanbul Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği beraat ve tutululuk halinin sona erdirilmesi hükümlerine rağmen, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne bağlı Kırklareli Geri Gönderme Merkezi’nde idarenin bir tasarrufu olarak tutulmaya devam ediliyor.
Bu son gözaltı durumunun ortadan kaldırılması için girişimlerde bulunan Abdulkadir Yapçan’ın avukatı Av.İbrahim Engin Anayasa mahkemesi’ne 2. bir kez  kendisinin serbest bırakılması talebi ile dava açtı.Avukat Anayasa Mahkemesi’ne verdiği dava dilekçesinde hakkındaki idari tedbirin iptal edilmesini ve Abdulkadir Yapçan’ın sağlık soronlarının dikkate alınarak   serbest bırakılmasını  talep etti.
Anayasa Mahkemesi 21.12.2016 tarihinde Yapaçan’ın avukatı İbrahil Ergin’e gönderdiği dava ile ilgili yazı’da açılan dava ile ilgili bir ara kararına varıldığını belirtti ve karar suretinin kendisine gönderildiği bildirdi.

Anayasa Mahkemesinin Yapçan’ın Avukatı İbrahim Ergin’e gönderdiği cevabı yazı’da şu bilgiler yer alıyor , ” Abdulkadir Yapçan’in Kırklareli Geri Gönderme Merkezi’nde sağlık drumu dikkate alınmaksızın tutulması ve mevcut tutulma şartları nedeniyle yaşamı ve maddi veya manevi bütünlüğünün tehlike altında olduğunu belirterek tedbiren tahliyesine karar verilmesi talep edilmektedir

Dosya kapsamında yer alan ve kamu makamları tarafından Anaya Mahkemesine sunulan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde , tutuluduğu merkezdeki tutulma şartlarının başvurucunun yaşamına,maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehlike oluşturmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte tutulan geri gönderme merkezinde buşvurucunun sağlık hizmetlerinden yararlandığı ancak,18.11.2016 tarihli uzman doktor raporunda belirtilen tetkiklerin henüz gerçekleştirilmediği tesbit edilmiştir.

Bu açıklanan hedenelerle ;
1. Başvurunun Anayasa Mahkemesi içtüzük’ün 73.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bölüme gönderilmesine eyer olmadığına,
2. Resmi makamlar tarafından,başvuru sahibinin(Abdulkadir Yapçan’ın) henüz gerçekleştirilmediği bildirilen tetkik ve tedavilerinin ,gerek sevk,gerekse sağlık hizmetlerinden yararlandırılırkengerekli önlemler alınarak yapılmasının teminine,neticeden Mahkememiz dosyasına bilgi verilmesine karar verilmiştir.

Üye Serruh Kaleli                            Üye Ridvan Güleç

Abdulkadir Yapçan Olayı  Biz Doğu Türkistanlılar İçin  Çok Önemli Bir Meseledir

4 aydır tutuklu hayatı yaşayan ve Türk adaletinin aklamasına ve suçsuz olduğuna karar vermesine rağmen,idarenin bir tasarrufu olarak serbest bırakılmayan Yapçan olayı özellikle biz Doğu Türkistanlılar için çok önemli bir mesele olarak önemini korumaktadır. İşgalcı Çin kendi baskı ve zulmünden kaçan Yapçan’ı 20 yıldır takip ederek tekrar kendisine iade edilmesi için baskılarını sürdürmeekte ve ekonomik gücünden doğan siyasi ve diplomatik  baskısını sonuna kadar kullanmaktadır.İşgalcı Çin bu konuda ikili oynamakta,bir yandan baskı ile Yapçan’ın kendisine teslimini  talep ederken,diğer yandan gözetim altındaki Yapaçan’ı istismar ederek diaspora’da yaşayan Uygur Türklerini tahrik etmektedir.Bir yandan Türkiye’ye saldıkları aşağılık, sütü bozuk ve hain işbirlikçilerini harekete geçirirken,diğer yandan sosyal medya üzerinden platformlar kurarak “Erdoğan Yapçan’i Çin’e teslim edecek.Siz buna susarsanız,ileride sizleri de iade edecekler.Bu nedenle derhal harekete geçin,Yapçan için Mahkeme önlerinde erkekler maske,kadınlar ise peçe takarak binlerce kişi olarak toplanın.Türkiye’ye isyan edin.” alçaklıkları ile tahrik ve provaksiyonlarını sürdürmüştür.  Hiç bir  Doğu Türkistan STK. ile ilgisi olmayan  nerede ve ne yaptığı net olmayan bazı karanlık güçlerin   aniden ortaya fırlayarak Yapçan Müdafi kesildiklerine ve bunların tahriklerini sürdürdüklerini ibretle  gördük. Çin’in bu tahrik ve provaksiyonlarından amacı,Türkiye’de ve Diasporada yaşayan Uygur Türklerinin bilhasse Türk halkı,devleti ve Hükümeti nezdindeki itibar,güven,saygı ve muhabbetini bu  aşağılık ve sinsi yöntemleri kullanarak yok etmektir. Fani Alemde   Doğu Türkistanlıların Allah’tan sonra kendilerini anlayan,bağrına basan ve hemdert olan  tek gerçek dostu ve Kardeşi olan Türkiye Türklerinden ayırarak öksüz ve yetim bırakmaktır.

Bunlardan başka Doğu Türkistan meselesinde  kendilerinin de var olduğunu göstermek ve öne çıkmak  isteyenler, Yapçan’ın iade edileceği yolunda demeçler vererek  kamu oyunu yanıltmaya çalışmış  ancak.bu girişimler gerçeklerin karşısında akim kalmıştır.

Haklarımızı Yasalara Bağlı Kalarak Kullanalım

Çin bu sinsi oyunları,tahrik ve iki yüzlülük örneği  menfur girişimleri, çok şükür Doğu Türkistan ve diğer Sivil toplum kuruluşları ile  çok değerli  aydınlar ve aktivistlerimizin   sosyal medya üzerinden ve kişisel olarak cesur karşı çıkışları ile bu  alçakça ve haince Çin oyun,tahrik ve provakasiyonlarını bozmuşlardır. Sağ duyu,akıl ve vicdan galip gelmiştir. İşgalcı Çin bu konuda büyük bir hazimete  uğramış, bu uğurda  harcadıkları milyonlarca parası  boşa gitmiş ve rezil bir duruma düşmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti devletimiz bir hukuk devletidir.Devletimiz ve onu yöneten Hükümetlerimiz yargının kararı doğrultusunda icraat yaparlar.Kadir Yapçan için Mahkemeler berat kararı vermiş ve en üst Mahkememiz olan Anayasa Mahkemesi kendisinin  Çin veya diğer bir ülkeye gönderilemeyeceği yolunda tedbir kararı koymuştur.  Ayrıca,idari bir tasarruf olan tutukluluk halinin kaldırılması için Anayasa Mahkemesine 2.bir dava daha açılmıştır. Mahkemenin bu dava ile ilgili ara kararı yukarıdadır.

Bize düşen ise,Devletimize ,bağımsız ve adil Türk Yargısına sonuna kadar güvenerek sonucu sükünet ve soğuk kanlılıkla takip ederek beklemektir. T.C.Devletimiz,Allahın rahmetine  kavuşmuş bir devlet adamızın   de ifade ettiği gibi  ” Türkiye, Biz Doğu Türkistanlıları Himayalar’ın Ardından Alıp Türkiye’ye getirmiş”  ve bizlere Türk  Vatandaşlığı şerefini lütfetmiştir. Güneydoğu Asya Ülkelerine kaçan binlerce Kardeş ve soydaşımıza kucak açmış ve onları ölümden kurtarmıştır. Devletimizin ve onu şimdi yöneten  yöneticilerimizin de  Abdulkadir Yapçan için de en  hayırlı  olan  kararı vereceğinden hiç şüphemiz  olmamalıdır. Ayrıca, en önemlisi bize sahip çıkan,bizlerin dert ve istiraplarımızı kalbinin derinliklerinde hisseden 80 milyon Müslüman Türk kardeşlerimiz Allah’tan sonra bizim en sağlam ve büyük güvencemizdir.

Çin’in Oyun Ve Tahriklerine Karşı  Uyanık Olalım ve Asla Kapılmayalım.

İşgalcı Çin’in aşağılık tahrik ve provaksiyonlarına karşı çok uyanık olalım. Bizi T.C.Devletimizden ve Türk Milletinden ayıracak yanlış ve olumsuz söz ve hareketlerden ısrarla kaçınalım. Sadece Doğu Türkistan STK.larımızın açıklamalarına itibar edelim ve onlara güvenelim.Çünkü, Abdulkadir Yapçan meselesi onların birincil ve öncelikli meselesidir ve onların bu konuyu ısrarla  en üst makamlar nezdinde takip ettiklerini  görüyor ve biliyoruz.

Yasalarımıza bağlı kalarak fikir ve ifade özgürlüğümüzü  sonuna kadar kullanalım. T.C. devletimizin biz vatandaşlarına tanıdığı  İfade ve gösteri hürriyeti  haklarımızı Yasalara ısrarla bağlı kalarak tepkilerimizi kullabiliriz. Ancak, bu hakkı kullanirken, asla yasa dışı ve bizi toplum nezdinde küçük düşürecek  eylemlerden ve davranışlardar özellikle kaçınalım. Her şey kendi mecrasında güzeldir ve takdire şayandır.

Çalışmak bizden,yardım AIlah Taala’dandır.

 

http://www.uyghurnet.org/anayasa-mahkemesinin-abdulkadir-yapcan-hakkindaki-ara-akarari-aciklandi/

 

 

Advertisements

Çin Doğu Türkistanda 3 bin 500 Camiyi Yıktıu Türkistan

Çin 3 bin 500 camiyi yıktı

Çin hükümeti, Uygur Özerk Bölgesi’nde kamu güvenliğine aykırı olduğunu gerekçe göstererek son üç ayda 3 bin 500 camiyi yıktı.

Çin 3 bin 500 camiyi yıktı

Eklenme: 27 Aralık 2016, 10:51

Bu haber 37.475 kez okundu

Çin işkencesi bitmiyor. Çin işgali altındaki Uygur Özerk Bölgesi’nde son üç ayda 3 bin 500 cami kamu güvenliğine aykırı olduğu iddiasıyla yıkıldı. Bölgedeki demografik değişimi amaçlayan Çin hükümeti, camilerin harabe olduğunu öne sürerek yıkımlarını sürdürüyor.

Radio Free Europe’nin haberine göre, bölgedeki Müslümanlara siyasi ve sosyal açıdan büyük baskı uygulayan Çin yönetimi, camilerin ortadan kalmasına yönelik adımlarını gün geçtikçe sertleştiriyor. RFE muhabirlerinin Sincar’daki Tokkuzak emniyet yetkililerinden aldığı bilgilere göre, camilerin çoğunluğu ‘ibadet için sağlam olmadığı’ gerekçe gösterilerek yıkılıyor.

Çin, Uygur Özerk Bölgesi’nde 23 milyon Müslüman’ın yaşadığını iddia etse de, akademik kaynaklar bu rakamın 50 milyondan fazla olduğunu belirtiyor.

HER CAMİYE 1 MEMUR AJAN OLARAK YERLEŞTİRİLDİ

Çin yönetimi “İstikrarı korumak” amacıyla bölgedeki camilere 350 memur tayin ettiğini açıklamıştı. Komünist Parti’ye bağlı televizyon kanalının duyurulan haberde camileri izleme kararının ardından raporlar hazırlanacağı da belirtilmişti.

Doğu Türkistan halkı gizli takibin ve faaliyetlerin yakından izlendiğini, yapılan her toplantı ve faaliyette Çinli yetkililerin de katıldığını belirtiyor.

BURKA VE ORUÇ YASAĞI

Müslüman nüfusun yoğun olduğu Doğu Türkistan Uygur Özerk Bölgesi’nde dini faaliyetler konusunda yaptığı baskıyla gündeme gelen Çin’in, bölgede kamu çalışanlarına oruç yasağının yanı sıra bölgesel bazda burka ve sakal gibi kılık kıyafette kısıtlamaları bulunuyor.

HRİSTİYANLAR DA BASKI ALTINDA

Hristiyan nüfusun yoğun yaşadığı ülkenin doğusundaki Cıciang eyaletinde de misyonerlik faaliyetlerine karşı yasa dışı inşa düzenlemeleri adı altında, son bir kaç yılda bin 500’e yakın kilise tahrip edildi ya da taşınmaya zorlandı. Ülkedeki Hristiyan toplumu yapılan duruma karşı protesto düzenlese de durum değişmezken, kiliseleri savunan Hristiyan Çinli bir avukat, “Ülke güvenliğini tehlikeye sokmak” ve “toplum istikrarını bozmak” suçundan 7 ay süreyle alıkonulmuştu.

İnsan hakları ve dini inançlar özgürlüğü konusunda özellikle Batılı ülkelerce eleştirilen Çin’in, Şi’nin hükümet ve ÇKP nezdinde dini inanç özgürlüğüne saygı duydukları konusunda bu yeni açıklamasıyla nasıl bir süreç izleyeceği de merak konusu. Ülkede son yıllarda dini aşırılıklar ve fikirler bağlamında önlemler artırılırken, özellikle bölgesel olarak din faaliyetlerine karşı güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarılmış durumda.

 http://www.yeniakit.com.tr/haber/cin-3-bin-500-camiyi-yikti-250310.html

Doğu Türkistan Çinli Patronlara Cennet- Müslüman Uygurlara ise,Cehennem!

Harita-Böl.Çin

Çin işgal yönetiminin esaret altındaki tuttuğu Doğu Türkistan’da yürüttüğü,baskı, zulüm,işkence,dini ve etnik soykırım uygulamaları bir gerçek. İşgalcı Çin Müslüman Türk yurdunu tamamen etnik Çinlilerin yaşadığı bir Çin toprağı haline dönüştürmek istiyor.

26 Aralık 2016 Pazartesi 19:18

ÇKP.’nın eli kanlı Çin ırkçısı diktatörü Mao’nun öncelikli bir uygulama olarak başlattığı Doğu Türkistan’a etnik Çinlileri yerleştirme politikası onun  bir birinden zalım ve acımasız Şakirtları olan ÇKP diktatörleri tarafından ısrarlı ve şiddeti daha arttırılarak sürdürülüyor.

İşgalcı Çin, bu aşağılık ve insanlık dışı uygulamalarını yaparken, bu Irkçı uygulamalarını dünyadan çok ustaca ve sinsice gizliyor.

 

 

İşgalcı Çin Doğu Türkistan’ı Bir Çelik Perde Gerisine Kapatmıştır

Soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği için  kullanılan  Demir perde deyimi  bugün  Komünist maskesinin altına kendini ustaca gizlemeye çalışan Faşist Çin yönetimi için de geçerli.Üstelik,İşgalcı Çin’in Doğu Türkistan’daki jenosid,assimilasyon ve zorla dönüştürme uygulamaları Nazi Almanayasının uygulamalarından de beter.

Günümüzde İşgalcı Çin Doğu Türkistan’ı adeta bir “Çelik Perde “’nin gerisine kapatmış ve  dönüştürmüş durumda. İşgalcı Çin’in Doğu Türkistan’daki insanlık dışı  baskı,zulüm,etnik ayırımcılık,aşağılama,dini ve ırkı soykırım uygulamalarının kanıtları ile yurt dışına iletilmesi mümkün değil. Belki de imkansız. İletişim teknolojisi ile imkanlarının çok geliştiği günümüzde Çin yönetimi,insanların bu doğal haklarını gasbetmiş ve yasaklamış durumda.

Çünkü, Doğu Türkistan’da sokaklarda herkesin telefonlarını kontrol eden Cep Telefon Polisleri var. Doğu Türkistan’a gidenler de bir daha gidememek,Akrabalarının zarar görmemesi ve başka sebeplerden dolayı gördüklerini anlatmaktan korkuyor ve çekiniyorlar.

Buna rağmen  çok az sayıdaki cesur ,vatansever ve fedakar kişiler Çin’in Doğu Türkistan’daki bu Şen’i uygulamalarının elem ve istirabını kalbinin derinliklerinde hissedebiliyoır. Doğu Türkistan’a ziyarete amacı ile giden bazı Uygur Türkleri bu konuda  bizzat şahit oldukları ve birinci kaynaktan duyduklarını yüreğine ve hafızasına not ederek dış dünya’ya  ve bizlere iletmektedir. Bu ve benzeri  bilgilere de onların anlatımı ile ulaşabiliyoruz.

Çin,Doğu Türkistan’da Acımasız ve Vahşı Bir Etnik Sümürge Politikası Uyguluyor


İşgalcı Çin yönetimi,Doğu Türkistan’ın tarihi sakinleri ve asıl sahipleri Uygur Türklerini bir an önce  toptan yok ederek bir an önce tamamen etnik Han Çinlilerinin yaşadığı bir Çin toprağı haline getirmek istiyor. Bu amaçla Çinlilerin bu topraklara yerleşmelerini teşvik ve bazen de zorunlu olarak uyguluyor.

Etnik Çinlilere ekonomik ayrıcalıklar,teşvikler ve olağanüstü imtiyazlar tanıyarak Doğu Türkistan’a göçetmelerini ve bu topraklarda yerleşmelerini teşvik ediyorlar. Bu uygulamaları yaparken ortaçağ sömürgecilerinden b kat bekat beter   insanlık dışı ve acımasız yöntemler kullanıyorlar. Çinli Sömürge düzeninin Kaşgar’ın Tokkuzak İlçesindeki bir uygulamasını bu ilçeyi ziyaret eden ve bir süre kalan kendisi Türkiye’de yaşayan bir Uygur Türkü’nün  gözlemlerini ve bizzat şahit ve duyduklarını  onun ağzından sizlere aktaracağım. 

Etnik  Göçmen Çinlilerin Kaşgar’daki  Vahşi ve Acımasız  Sömürge Düzeni

Tokkuzak (Dokuz Azak) ilçesi Kaşgar’ın 16 km.batısında Pamir dağlarının aşağı eteklerinde yer alan Şirin bir ilçe.Aynı zamanda tarihi ipek yolunun Himayalardan önceki son durağı ve Tacikistan, Afganistan, Pakistan,Keşmir ve Hindistan sınır düğümünün merkezinde bulunan ve stratejik konumdaki Taşkurgun’a giden tek yolun güzergahı. Büyük Türk bilgini Kaşgarlı Mahmut’un medfun bulunduğu Azak Köyüne çok yakın.

Ayrı zamanda Karahanlı devletinin yazlık sayfiye başkenti. Ekilebilecek arazı çok az, toprakları taşlı ve verimsiz. Kaşgar’a çok yakın olduğu için Nüfusu kalabalık bir ilçe. Halkı geçimini tarım ve hayvancılık ile sağlar.Oldukça fakir bir ilçe. İşgal yönetimi bu ilçe’ye son aylarda etnik Çinli göçmenlere bedava arsa tahsis ederek bir Cep Telefonları için Şarj ve diğer ekipmanlarını üreten bir elektronik Fabrikası ile bir Tekstil Fabrikası kurmalarını sağlamış. Bu Fabrikaların elektrik,su ve diğer ihtiyaçları bedava karşılanıyor ve ayrıca yatırımcı Çinliler vergi’den de muaf tutulmuş.

Etnik Çinli Patronlar Fabrikalarında Uygur İşçileri Vahşice Sümürüyor 
Bu oldukça fakir İlçenin köylerinde işsiz ve açlığa mahkum edilen 30 yaşından küçük kadınlı,erkekli 2- 3 bin civarında Uygur Türkü işçi  etnik Çinlilerin devletten aldıkları bin bir türlü destekle kuruduğu bu fabrikalarda işçi olarak istihdam edilmiş.Bu işçilerin işe geliş ve gidişleri  servis bile yok.İşçilerden, uzak yerleşim yerlerindekiler  kendi imkanları ile araç kiralayarak yakındakiler ise, her gün erken saatlerde 1-2 saat yayan  yol yürüyerek  iş başı yapıyorlar.İşçilere Yemek verilmiyor.Çinli Sömürgeci Patronlar, Fabrikalarının  yanına bir İşçi Yemekhanesi de  açmış.

İşçiler burada mecburen kendi yemeklerinin ücretini ödeyerek yiyorlar. Yemek ücreti  20-30 Yuan arasında değişiyor.. İşçilerin aylık ücretleri aylık bin Yuan. Maaşlarının en az %20-30’u sirf yemek parası olarak geriye bu Sömürgeçi Çinli Patronlara geri ödeniyor. Çin’de normal bir Çinli işçinin aylığı 4-5 bin Yuan arasında değişiyor. Burada Çalışan işçilerin aylığı ise,onların aylıklarının 4 veya 5’te biri kadar. SADECE VE SADECE BİN(1.000)YUAN.

Çinlilerin Fabrikasında Çalışmak İstemeyen Uygurlar Cezalandırılıyor

Sömürgeci Etnik  Çinli Patronların fabrikalarınıda genç Uygurların çalışmaları mecburi hale getirilmiştir.Evli olaanlar hiç bir şekilde işee alınmıyor.Sadece bekar genç Uygurlar istihdam ediliyorlar.Çin sömürgeciliğinin temsilcisi bu patronlar sözde Xinjang’in gelişmesi ve işsiizliğin önlenmesi adı altında devletten çalıştırdığı  kişi  başına teşvik primi alıyor.Primler Çinli Patrona ödeniyor.Çinli Patronlar aldıkları aylık prim aylığının az bir kısmını Uygur işçilere ödiyor,geri kalan büyük bölümünü kendileri gasbediyor.Çin işgal yönetimi bu gasp ve çalmayı bildiği halde bu haksızlığa göz yumuyor.Çünkü,Çinlilerin Doğu Türkistan’a yerleşmeleri onlar için  birincil önceliktır.Yeterki gasbetsin,çalsın, Uygurları söysun ve ezsin.Yeterki bu topraklardan gitmesin.

Bu fabrikalardaki cüz’i aylığa çalışmak istemeyenler evlenerek bu köle işçilikten kurtulmaya çalışıyorlar.

Etnik Çinli Sömürge düzeninin Tukkuzak’taki bu Fabrikalarıından çalışmak istemeyenler  şu şekilde cezalandırılıyor ;

  1. Çocukları çalışmak istemeyen yaxşlı Ana Baba’ya devletin ödediği aylık sosyal yardım parası kesiliyor
  2. Ailenin oturduğu evin suyu ve elektriği kesiliyor.
  3. Yeni iş müracaatları hiç bir şekilde kabul edilmiyor.
  4. Çalışmayı kabul etmeyen gençler zorla Haşar’a götürülüyor ve ağır işlerde  haftalar ve aylarca hiç bir ücret ödenmeden bedava çalıştırılarak cezalandırılıyor.

Uygur İşçiler Guantanamo Tutukluları ve Köle Gibi Çalıştırılıyor
Uygur Türkü işçiler burada günde 10 saat çalıştırılıyor. İşçilere İş elbisesi ( forma)  dağıtılıyor.Bu formaların çalışma ve Fabrika içinde giyilmesi zorunlu. Bu iş elbiseleri Mavi Pantolon,kırmızı  renkli Ceket ve başlarına giyimek için sarı şapka’dan oluşuyor.  Kıyafetleri tam ABD’nın Guantanamo ölüm kampına kapattığı içlerinde 22 Uygur Türkü’nün de bulunduğu masum Müslüman Tutukları andırıyor. Belki Çinli İşgalcılar sözde  ezeli rakipleri ABD.’ye nezire olsun diye bu işçileri böyle giydiriyordur kim bilir ?
İşçilerin izinsiz işe gelmeleri halinde kendilerinden her gün  için  300 Yuan ceza parası alınıyor. Çinli Sömürgeci Patronlara ait bu fabrikalarda çalışmak mecburi hale getirilmiş. Burada çalışmak istemeyenler ise İşgal yönetimine bildiriliyor. İşgalcılar bu kişileri mecburi olarak Haşar’a gönderiyor ve burada haftalar ve aylarca bedava çalıştırıyor.
Çinli Sömürge Düzeninin Patronları Gençlerden Oluşuyor.
Burada devletin sonsuz teşviklerinden yararlanarak yatım yapan ve Fabrika kuran Çinli sömürgeci patrolar genellikle 30-40 yaş arası Çinli gençlerden oluşuyor.Bunlar çok lüks bir hayat yaşıyorlar.En son model arabaları var. Adeta bu Küçük Tokkuzak İlçesinin hakimleri konumunda. Küçük Tokkuzak İlçesinde lüks Restoran ve gece klüpleri ve Meyhaneleri de Fabrikaları ile birlikte açmış.Akşamları aileleri ile bu lüks Batakhanelere  gelerek eğleniyorlar. Bu sömürgeci Patronların kendi özel korumalarının yanında Çinli işgalcıların kendilerine tahsis ettiği resmi korumalar da bulunuyor.

Tokkuzak Halkı : Tokkuzak,  Hitay Lobenlerge Cennet,Uygurlara Dozah diyorlar

Tokkuzak kentini  geçtiğimiz yaz ziyaret eden Uygur Türkü’nün bu ilçenin genel durumu ile ilgili tesbit ve gözlemleri çok dikkat çekici ve ilginç. Tokkuzak’ın  mazlum ve cefakar Müslüman Uygur halkı İşgalcı Çin yönetiminin semirttiği ve her türlü teşvik ile buralara iş yeri açtırdıkları bu acımasız ve vahşi sömürgeci  Çin faşizmi ve  zelil Han ukalalık ve kibrinin temsilcisi bu  Çinli Patronlar ile kendi dramatik yaşam şartları arasında çok açık farkı şöyle tarif ettiklerini  ifade ediyor;


“Tokuzak Hitay Lobenlerge Cennet, Müslüman Uygurlerge Dozakh = Tokkuzak kenti, Çinli Patronlara Cennet- Müslüman Uygurlara ise,Cehennem.”


Bu  söylem,Tukkuzak ilçesindeki  mevcut durumu tam ve yerinde özetlediğini belirten  ziyaretçi sözlerini şöyle sonlandırıyor; ”Benim kaldığım birkaç gün içinde bunu gözlerimle gördüm. Bu genç Çinli Patron Bozuntularının hal ve hareketleri tam bir rezalet ve insanlık dışı. Yemek yediği Restoranlarda dahi bunlara özel köşe ayrılıyor.İşletme bunlar için Çince özel yemekler yapıyor ve özel servis ve hizmet ediliyor. Filimlerde gördüğümüz Batılı kan dökücü Sömürgecilerden daha vahşi ve acımasız. Kendilerini adeta bu toprakların sahibi  ve mutlak hakimi olarak görüyorlar.”şeklinde konuştu.

 

 

http://m.yeniakit.com.tr/haber/halepin-yeni-rus-komutani-da-dusen-ucaktaymis-250035.html

 

 

VEFAT EDEN DOĞU TÜRKİSTANLI DİN ALİMİ ABDULHEKİM TEKLEMAKAN TOPRAĞA VERİLDİ

 

 

Uygur Haber ve Araştırma Merkezi(UYHAM)

 

22 Aralık 2016’de evinde geçirdiği ani bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybeden İstanbul’da yaşayan Doğu Türkistan Toplumunun önderlerinden din bilgini ve Cemaat önderlerinden  Abdulhekim Teklemakan(Abdulhekim Mahdum) 23 Aralık 2016  Cuma günü Zeytinburnu Emine İnanç Vakfı Camii’nde Cuma namazını müteakip kılınan cenaze namazından sonra Topkapı Eski Kozlu Mezarlğındaki edebi istirahında toprağa verildi.

 

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, yürüyen insanlar ve açık hava

 

 

Abdulhekim Mahdum’un cenaze namazına Başakanlık Danışmanlarıından Ömer Faruk Korkmaz,Eski Paralamenter ve emekli öğretim üyesi Prof.Celal Erbay, Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın,Dünya Uygur Kurultayı Genel Sekereter Yardımcısı Doç.Dr.Erkin Emet, Doğu Türkistan Maarif Derneği Başkanı Hidayetullah Oğuzhan, Japonya Uygurlar Birliği Başkanı Dr.Turmuhammed Haşım,İsveç,Uygur Maarif Derneği Başkanı Abdullah Kökyar,Yardımcısı Ahmet Tursun,Norveç Uygur İslam Kültür Merkezi Yetkilisi Turguncan Maksut,Kazakistan Alma-Ata Uygur Kültür Merkezi Başkanı Şirali Gayitov,Suudi Arabistan’dan Uygur aydını ve aktivisti Seracettin Azizi ile Almanya, Suudi Arabistan   ile Ankara Kayseri’den gelen  ve İstanbul’da yerleşik Uygur Türkleri ile Türk dünyası ve STK.Temsilcileri, sevenleri ,cemaat ve medya mensuplarından oluşan yaklaşık 2 bin kişi  katıldı.

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, kalabalık ve iç mekan

 

 

Cenaze Namazı Mahdum’un Oğlu Tarafından Kıldırıldı
Merhum Mahdum’un cenaze namazı kendisi gibi ilahiyatçı olan oğlu Abdusselam Teklemakan tarafından kıldırıldı.Oğul Abdusselam Teklemakan  cemaattan merhum babasına  haklarını helal etmelerini istedi.
Daha sonra konuşan Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkanı Hidayetullah Oğuzhan kısa bir konuşma yaptı.Oğuzhan özetle şöyle dedi ; “ Bugün burada tecrübeli ve yetenekli bir önderimizi ebediyete uğurluyoruz.Merhum Doğu Türkistanlıların birlik,beraberlik ve vahdeti için hayatı boyunca  çaba sarfetmiştir. Kendisinden Allah razı olsun,Bizim görevimiz ise,bundan sonra esaret altındaki yurdumuzu ve mazlum halkımızı kurtarma yolundaki mücadelemizde  onun ve ondan önceki Liderlerimizin ve Pişvalarımızın yolunu takip etmek bir görev olarak bizlere intikal etmiştir. Bundan sonra yapacağımız çalışmalarda onun yolundan giderek ve fikirlerini takip ederek çalışmalarımızı devam ettireceğiz.”şeklinde konuştu.

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, kalabalık ve açık hava

Daha sonra Eski Parlamenter ve emekli öğretim üyesi ilahiyatçı Pro.Dr.Celal Erbay’ın duasından sonra cenaze tekbirler eşliğinde bir süre eller üzerinde taşınarak cenaze arabasına konuldu ve daha sonra ebedi istirahatgahına defnedildi.

 

http://www.uyghurnet.org/dogu-turkistanli-din-alimi-ve-cemaat-onderi-abdulhekim-teklemakan-topraga-verildi/

 

 

 

Merhum Abdulhekimhan Mehdum Hezretlirining Wapatidin Chongqur Qayghurimiz

 

15698215_371614903206152_5904985472945039149_n

 

Merhum inqilapchi, diniy alim we tesiri zor jamaet erbabi ustazimiz Abdulhekimhan Mehdum hezretlirining sirliq wapatidin cheksiz musubetke pattuq we chongqur qayghurduq!!!

Merhum inqilapchi, diniy alim we tesiri zor jamaet erbabi ustazimiz Abdulhekimhan Mehdum hezretlirining wapati milliy herkitimiz üchün ghayet zor yoqutush bolup, merhum ustaz milliy herkitimizde qaldurup ketken örnini tolduruwalghili bolmaydighan meniwiy we siyasiy boshluq Sherqiy Türkistan xelqining yürigini qan qilmaqta!

Biz Sherqiy Türkistan Sürgündiki Hökümiti bolush süpitimiz bilen Sherqiy Türkistan xelqini merhum inqilapchi, diniy alim we tesiri zor jamaet erbabi ustazimiz Abdulhekimhan Mehdum hezretlirining milliy azatliq küreshlirimiz üchün qaldurup ketken miraslirigha warisliq qilip, milliy herkitimizge aktipliq bilen ishtirak qilishini, qayghuni küchke aylandurup, birning izini mingi basidighan jasaret bilen tajawuzchi xitaylargha qarshi harmay-talmay küresh qilishqa chaqriymiz!  

Meshhur diniy alim, teshkilatchi we inqilapchi Abdulhekimhan Mehdum hezretliri axirqi tiniqighiche mezlum Sherqiy Türkistan xelqining milliy azatliqi üchün düshmen we ejnebiylerning yallanma küchliri bilen tighmu-tigh küresh qilip, bir pütün millitimizning etirap qilishi we ishenchisige érishkenidi. Uning waqitsiz bizdin ayrilishi milliy dawayimizning saghlam tereqiyati üchün teswirlep bergüsiz derijide éghir zerbe boldi.

Eziz qerindishimz Abdulhekimhan Mehdum hezretliri hayati boyi milliy inqilawimiz we milliy mawjutluqimiz üchün küresh qilip, zor töhpilerni qolgha keltürdi we tillarda dastan bolidighan meniwiy miraslarni bizge qaldurup ketti.Biz xelqimizning uning bizge qaldurup ketken iradisige warisliq qilip, azatliq herkitimizni yéngi tereqqiyatlargha érishtürishini ümit qilimiz!

Biz köz yéshi we hesret nadamet bilen ustaz we sebdishimiz Abdulhekimhan Mahdum hezretlirining axiretligi üchün janabiy Alladin mol inhamlar tileymiz!

Biz yene köz yéshi we hesret nadamet bilen ustaz we sebdishimiz Abdulhekimhan Mahdum hezretlirining idiysige warisliq qilip, milliy we diniy iradimizni chéniqturup, mezlum millitimiz üchün teshebbuskarliq we pidakarliq bilen xizmet qilip, milliy dawayimizda yéngi-yéngi sehipilerni échish üchün qettiy küresh qilidighanliqimizni jakarlaymiz!

Biz yene chongqur üzünti we qayghu-elem ichide merhumning ayile tawabatliri we yeqin sebdashliridin semimiy hal soraymiz.

Millitimizning beshi saq bolsun!

Rabbim Merhum inqilapchi, diniy alim we tesiri zor jamaet erbabi ustazimiz Abdulhekimhan Mehdum hezretlirining allaning hozurida gül-chichekler ichide yatqinini nesip qilghay inshaalla!

 

 

Sherqiy Türkistan Sürgündiki Hökümiti 

 

 

22.12.2016   Gérmaniye

USA verlegen 900 Waggons mit Kriegstechnik und 2000 Panzer vor Russlands Grenzen

US_1845

 

Unbeachtet von der deutschen Öffentlichkeit zieht die USA weiter ungestört eine gigantische Streitmacht an den russischen Grenzen zusammen. Wir berichteten erst vor zwei Tagen über die Verlegung des deutschen Panzergrenadierbataillon 122 aus dem bayrischen Oberviechtach nach Litauen. Am Donnerstag wurde bekannt, dass auf deutschem Boden gerade die größte US-Truppenverlegungsoperation seit 1990 im Gange ist. Bis Weihnachten 2016 sollen 2.000 schwere US-Kampfpanzer sowie Kommandofahrzeuge und über 4.000 Soldaten nach Bremerhaven verschifft werden. Ergänzt wird dieser neuerliche Akt der Aggression gegenüber Russland zudem mit der Verlegung einer kompletten Kampfbrigade der US-Luftwaffe.

Derzeit stehen hunderte Kampfpanzer vom Typ M1 Abrams der 3. Kampfpanzerbrigadesowie M2 Bradley IFV-Schützenpanzer der 4. Infanteriedivision (Kampfname „Eiserne Brigade“) aus Fort Caston in Colorado im Hafen von Beaumont in Texas und warten auf ihre Verschiffung nach Bremerhaven.

Ihre Ankunft ist für Mitte Januar 2017 geplant. Danach soll die Brigade neben Standorten in Deutschland auch noch auf sechs weitere osteuropäische Länder verteilt werden.

Laut Aussagen der US-Army Europe sollen die zusätzlichen 4.000 Soldaten und 2.000 Panzer ein „Zeichen der Abschreckung und der Verteidigungsfähigkeit“ setzen. Die Eiserne Brigade bezeichnet sich selbst als die „beste gepanzerte Brigade der Welt, ausgebildet und bereit für jeden Kampf“.

Zudem dient die Operation dem Nachweis, dass „die nötige Kampfkraft zur rechten Zeit an den rechten Ort in Europa gebracht“ werden kann, so Oberst Tedd Bertulis, Vize-Logistik-Chef des US-Kommandos in Europa, EuCom, das seinen Sitz in Stuttgart hat.

Für den Transport aller 2.000 Panzer und Kommandofahrzeuge ist nach ihrer Ankunft in Bremerhaven nach Schätzung von Bertulis der Einsatz von zirka 40 Güterzügen notwendig. Derzeit werden noch die Kapazitäten der dafür in Frage kommenden Reedereien und Bahnbetreiber geprüft. Laut Informationen der Kieler Nachrichten hat die Reederei Stena Line bereits die Verstärkung der Linie von Travemünde nach Liepaya in Lettland durch zusätzliche Fähren angekündigt. Auch die Reederei DFDS ist bereit, ihre Fährflotte für die Verbindung Kiel-Klaipeda aufzustocken. Als ergänzende Luftunterstützung zu den Panzerbrigaden wird zudem die komplette 10. Luftkampfbrigade aus Fort Drum im Bundestaat New York ins mittelfränkische Illesheim verlegt. Von dort aus soll die Brigade nach Aussagen der US-Army Europe in Osteuropa eingesetzt werden, um die Fähigkeit der Allianz zu stärken, „Aggressionen zurückzuweisen“. Dabei wird insbesondere auf Lettland und Polen verwiesen. Das Leitmotto der Brigade lautet: Fliege zum Ruhm – Gestählt in der Schlacht, immer bereit.

Anscheinend soll Russland nun darauf reagiert haben. Angeblich hat die russische Armee seit Donnerstag begonnen zusätzliche geheime Raketensilos mit modernsten silogestützten Interkontinentalraketen RS-24 “Jars-M” mit Nuklear-Mehrfachsprengköpfen auszustatten, deren primäres Ziel laut Militärexperten die neuen US- und NATO-Kriegsstützpunkte im Baltikum und Polen nahe der russischen Grenze sind. Siehe Video unten:
https://www.facebook.com/plugins/video.php?href=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2FAugenAuf01%2Fvideos%2F1702110653436061%2F&show_text=0&width=560

Kurze Info: Eine RS-24 “Jars-M” ist moderner und effektiver als die berühmten atomaren Raketen “Topol” und “Topol-M”. Die “Jars” hat eine Reichweite von mindestens 12.000 Kilometern und eine Treffergenauigkeit von unter 200 Metern, was bei 4-8 separaten nuklearen Sprenköpfen und 300 kt atomarer Sprengkraft generell nicht mehr ins Gewicht fällt. Die US-Atombombenschläge auf Hiroshima hatten 13 kt TNT-Sprengkraft und auf Nagasaki in etwa 21 kt.

 

Hier nun ein paar Fotos von der 10. US-Luftwaffenbrigade, die nach Deutschland verlegt wird:

10th Combat Aviation Brigade

10th Combat Aviation Brigade

 

Laut Darlegung des US-Kommandos in Europa ist der rotierende Einsatz der Brigaden auf neun Monate begrenzt. Mit diesem Rotationssystem versucht die NATO, die Bestimmungen des Zwei-plus-Vier-Vertrages auszuhebeln, der eine permanente Stationierung von NATO-Streitkräften auf dem Gebiet Osteuropas ausschließt. Spätestens zu Weihnachten 2017 sollen „Our Boys“ wieder zurück in den USA sein. Allerdings wird dabei immer nur auf das Militärpersonal an sich verwiesen. Die 2.000 Panzer und gepanzerten Fahrzeuge dürften Europa wohl erhalten bleiben, man weiß ja nie, wann der Russe zuschlägt…

Im Rahmen derselben NATO-Operation wird auch die Bundeswehr im Februar nächsten Jahres 500 Soldaten, 20 Schützenpanzer vom Typ Marder und sechs Kampfpanzer Leopard 2 sowie 170 weitere Militärfahrzeugen in Litauen stationieren.

Quellen:

https://www.welt.de/politik/ausland/article160297468/USA-beschleunigen-Truppenstationierung-an-Russlands-Grenzen.html

http://www.lr-online.de/nachrichten/Tagesthemen-900-Eisenbahnwaggons-mit-US-Panzern-rollen-nach-Polen;art307853,5742636

https://deutsch.rt.com/international/44309-gegen-russland-usa-verlegen-panzer-deutschland/

Yawropa Parlaménti Qarar Maqullap Ilham Toxtini Qoyuwétishni Telep Qildi

Yawropa parlaméntida uyghur ziyaliysi ilham toxti heqqide ilmiy muhakime yighini échildi

Yawropa parlaméntida uyghur ziyaliysi ilham toxti heqqide ilmiy muhakime yighini échildi

RFA/El Oghli

Yawropa parlaménti 15-Dékabir qobul qilghan tibet we uyghurlargha dair 3026-Nomurluq qararida ilham toxtini derhal hem shertsiz qoyup bérishni telep qildi.

Yawropa parlaménti 15-Dékabir «yawropa parlaméntining 2016-Yili 15-Dékabirdiki larung gar-Tibet buddizm akadémiyisi we ilham toxti toghrisidiki qarari» namliq 3026-Nomurluq 13 maddiliq qararni qobul qilip, tibet we uyghurlarning kishilik hoquq mesilisini otturigha qoydi.

Mezkur qararning esletmiside, yawropa parlaméntining tibetler we uyghurlar heqqide hazirghiche qobul qilghan türlük qararlirining mezmunliri bayan qilip ötülgen bolup, uyghurlargha munasiwetlik esletmide, yawropa parlaméntining 2011-Yili 10-Mart qeshqer qedimiy shehrining weyran qilinishigha qarshi «qeshqerning hali we medeniy miras» namliq qarar qobul qilghanliqi, 2014-Yili 23-Séntebir ilham toxtining muddetsiz qamaq jazasigha yoluqqanliqigha qarshi ilham toxtini derhal shertsiz qoyup bérish heqqide bayanat élan qilghanliqi, ilham toxtining 2016-11-Öktebir martén ennalis mukapatigha érishkenliki, 2016-Yili séntebirde bolsa saxarof mukapatigha namzat körsitilgenliki eskertilgen.

Yawropa parlaméntining 3026-Nomurluq qararining 9-We 10-Maddisi mexsus ilham toxtigha qaritilghan. 9-Maddida mundaq déyilidu: «ilham toxtining bölgünchi atilip muddetsiz qamaq jazasigha mehkum qilinghanliqini qattiq eyibleymiz. Uning sotida qanuniy tertiplerge riaye qilinmighanliqi we aqlinish heqlirige hörmet qilinmighanliqidin intayin epsuslinimiz. Xitay hökümitining öz qanunlirigha köre, uning ayda bir qétim ailisidikiler teripidin yoqlinish heqqige hörmet qilishini telep qilimiz.»

Qararning 10-Maddisida téximu éniq qilip mundaq dégen: «ilham toxti we uning sebdashlirini derhal hemde shertsiz qoyup bérishke chaqirimiz, belki uning oqutquchiliq salahiyitining eslige keltürülishini we uning dölet ichi hemde sirtida erkin sayahet qilish hoquqigha kapaletlik qilinishini soraymiz.»

Ilham toxti guruppisining reisi enwerjan ependi yawropa parlaméntining bu qarargha yuqiri baha berdi.

Yawropa parlaméntining bu qétimqi qararining 11-Maddisida yene, xitayning uyghur, tibet xelqliri üstidin yürgüzüwatqan siyasiti tilgha élinip, xitayni xelqara ehdinamilerge riaye qilishqa chaqirghan.

D u q bash katipi dolqun eysa ependi bu xususta ziyaritimizni qobul qilghanda, aldi bilen yawropa parlaméntining uyghurlar heqqide hazirgha qeder qobul qilghan qararlirini birqur eslep ötti. U sözide, bu qétimqi qararning tarixiy ehmiyitining zorliqini tekitlidi.

Melum bolghinidek, d u q ning yawropa parlaméntidiki paaliyetliri yillardin buyan izchil dawam qiliwatqan bolup, bolupmu ilham toxti guruppisining xelqara kishilik hoquq teshkilatliri bilen hemkarliship 2016-Yili yawropa parlamént binasida arqa-Arqidin élip barghan ilham toxtigha ait bir qanche qétimliq yighinliri we lobi paaliyetlirining bu qétimqi qararning qobul qilinishigha belgülük derijide türtke bolghanliqini nezerdin saqit qilghili bolmaydu.